19 Şubat 2020 Çarşamba

THE PEARL OF SOUTH MARMARA BANDIRMA GÜNEY MARMARA’NIN İNCİSİ İkinci bölüm



THE PEARL OF SOUTH MARMARA

BANDIRMA

GÜNEY MARMARA’NIN İNCİSİ

İkinci bölüm

Bandırma’nın kent merkezinde 20 mahalle yer alırken, kırsal mahallelerin sayısı 34tür. Kent merkezi nüfusu 154.359 kişidir. Bandırma, genel olarak bir göç çekim alanı olmuş ve çeşitli kültürlerin buluştuğu kozmopolit bir kent olmuştur. Gerek tarihi ve siyasi olaylar gerekse ekonomik gelişmişliğin doğal sonucu olarak göç alan bir kent haline gelmiştir. Bandırma’da yörenin eskiden beri toplulukları Manavlar ve Yörükler, Kırım’dan göç yoluyla gelen Tatarlar; Balkanlardan yine göç yoluyla gelen aslen Türk olan Muhacirler ve Pomaklar ile Arnavutlar, Kafkasya’dan göç yoluyla gelen Çerkezler ve Gürcüler uyum içinde birlikte yaşamaktadır.
There are 20 neighborhoods in the city center of Bandırma, while the number of rural neighborhoods is 34. The population of the city center is 154.359 people. In general, Bandırma has become a migration attraction area and a cosmopolitan city where carious cultures meet. It has become a city receiving migration as a natural result of both historical and political events and economic development. In Bandırma, the local communities of the region are Manavs and Yoruks and Tatars coming from the Crimea; Pomaks, who were originally Turks from the Balkans, and Albanians, Circassians and Georgians from the Caucasus, live together in harmony.

Jeopolitik konumu sayesinde büyük kentlere yakınlığı ve bir liman kenti olması nedeniyle Bandırma’nın ekonomisi de oldukça güçlüdür. Bandırma Limanı’nın varlığı bölge ve çevresi için lojistik bir avantaj sağlamış farklı sektörlerden yatırımların bu bölgeye yapılmasını sağlamıştır. Merkezi yönetimce bölge geleceğine dair yapılan planlamalarda Bandırma’nın bölgenin sanayi ve ticaret merkezi konumuna getirilmesi amaçlanmaktadır. Bandırma ekonomisinin gücü bölge insanının refah düzeyini arttırmış ve bugün ülke genelindeki kişi başı milli gelir ortalamasından daha yüksek bir seviyede gelir elde etmesini sağlamıştır. Kentimizde farklı sektörlerden birçok büyük firma faaliyet göstermektedir. Gübre, asit, un, yem, çırçır, çeltik, ceviz fidanı, zeytin, zeytinyağı, bitkisel yağ, damızlık civciv, etlik piliç, yumurta, salça, dondurulmuş su ürünleri, madencilik,mermer ve taş işletmeciliğinde ülkemizin önde gelen firmalarının tesisleri bulunmaktadır. Ayrıca enerji üretim yatırımları açısından da son yıllarda büyük projeler Bandırma sınırları içinde yapılmıştır. Özellikle coğrafi özelliklerinin getirdiği potansiyel ile  rüzgar enerji santralleri sayısı artarken, doğalgaz kombine çevrim santralleri ile Marmara Bölgesinin enerji ihtiyacının büyük kısmı karşılanmaktadır.

Due to its geopolitical location, being close to major cities and being a port city. Bandırma’s economy is also very strong. The presence of Bandırma Port provided a logistical advantage fort he region and its environs. In the plans made by the administration fort he future of the region, it is aimed to make Bandırma, the industrial and commercial center of the region. Bandırma’s economical power has increased the welfare level of the people of the region and has provided a higher level of income than the national average per capita today. Many big companies from different sectors operate in our city. Fertilizer, acid, flour, feed, gin, paddy, walnut seedlings, olives, olive oil, vegetable oil, breeder chiks, broiler chikens, eggs, tomate paste, frozen aquaculture, mining, marble and stone operations, of our country’s leading companies, have facilities. In adition, major projects in terms of energy production  investments have been made within the boundaries of Bandırma in recent years. While the number of wind power plants increases especially with the potential brought by geographical features, most of the energy needs of the Marmara region are met with natural gas combined cycle power plants.
Bandırma Belediyesinin yayınladığı broşürden alınmıştır.


8 Şubat 2020 Cumartesi

THE PEARL OF SOUTH MARMARA BANDIRMA GÜNEY MARMARA’NIN İNCİSİ


THE PEARL OF SOUTH MARMARA

BANDIRMA

GÜNEY MARMARA’NIN İNCİSİ

Marmara Denizi’nin güneyinde, aynı isimle anılan körfezde yer alan Bandırma önemli bir liman kentidir. Antik çağlardan bu yana zengin bir tarihi olan Bandırma günümüzde de bu değerini korumaktadır.
Şehrin kuruluş zamanı kesin olarak bilinmemekle birlikte çeşitli araştırmalardan, Bandırma’nın M.Ö. 8 ve 9. Yüzyıllar arasında, Kapıdağ yarımadasındaki Kyzikos şehri ile aynı zamanda kurulmuş olabileceği sonucuna varılmıştır. Bir balıkçı köyü olan ve Kyzikos şehir devletinin limanı olarak da kullanılan Bandırma, o yıllarda “Güvenilir Liman” anlamına gelen PANORMOS olarak anılıyordu. Çeşitli zamanlarda Frigler, Mysialılar, Traklar ve Perslerin egemenliğine kalan Bandırma bölgesi, M. Ö. 334 yılında Makedonya kralı Büyük İskender tarafından fethedilmiş, daha sonraki yıllarda ise Roma ve Bizanslıların eline geçmiştir. Bandırma 13. Yüzyılın başlarında Karesi Beyliğinin himayesi altına girmiş, 1336 yılında Orhan Gazi zamanında Osmanlıların eline geçmiştir.

Bandırma is an important port city in the South of the Marmara Sea on the gulf of the same name. With a rich history since ancient times, Bandırma stil maintains this value.
Although the exact time of the establishment of the city is unknown, from various researches, it is concluded that Bandırma may have been established at the same time as the city of Kyzikos on the Kapidag peninsula between the 8thand 9th centuries BC, Bandırma, a fishing village and also used as the port of the city state of Kyzikos, was called PANORMOS “Reliable Harbor” in those years . Bandırma region which was ruled bay Phrygians, Mysians, Thracians and Persians at various times, was conquered by Alexander the Great, King of Macedonia in 334BC, and in the following years fell in the hands of Rome and Byzantines, Bandırma came under the auspices of Karesi Principatily at the beginning of the 23th century and in 1336 it was conquered by the Ottomans under the rule of Orhan Gazi.

Eski dönemlerde İstanbul ile Ege bölgesinin bağlantısını sağlayan tek liman kenti olması şehrin hep gündemde olmasını sağlamıştır. Bandırma hem İstanbul, İzmir ve Bursa gibi büyük şehirlerin ortasında yer alan konumu hem de bir arada bulundurduğu kara, deniz ve demiryolu ulaşım olanakları ile oldukça büyük önem taşımaktadır. Bandırma karayolu ile Balıkesir üzerinden Ege’ye ve güneye, Bursa üzerinden tüm Anadolu’ya ve İstanbul’a, Çanakkale üzerinden de Trakya’ya, kısaca yurdumuzun her yanına rahat ulaşım olanağı olan bir kenttir.

The fact that it was the only port city that provided the connection between İstanbul and the Aegean region in ancient times has made the city always remain on the agenda. Bandırma is of great importance with its location in the middle of big cities such as Istanbul, Izmir and Bursa, as well as land, sea and rail transportation facilities. It is a city with easy access to the Aegean and south via Balıkesir, via Bandırma highway, to all Anatolia and Istanbul via Bursa, to Thrace via Çanakkale and to all parts of our country.


29 Ocak 2020 Çarşamba

Daskyleion (Bandırma/Ergili)




Daskyleion (Bandırma/Ergili)

Dünyada kazı çalışmaları yürütülen tek Pers satraplık (valilik) merkezi olan ve bilinen en eski Zerdüşt tapınağına da ev sahipliği yapan Daskyleion, antik çağın en önemli yerleşim merkezlerinden biridir. En parlak çağını Perslerin satraplık merkezi olduğu dönemde yaşayan kent, Antik Çağda Mysia olarak anılan Balıkesir'in, Bandırma ilçesinde, Aksakal beldesi Ergili Köyü sınırları içerisindedir. 

Persler kenti Anadolunun batıya açılan kapısı olabilecek uygunlukta bir bölgede kurmayı hedeflemişlerdi. Bunun için, Manyas Kuş Gölünün (Daskylitis) güneydoğusunda konumlanmış Hisartepe ve çevresini seçmişlerdir. Bölge; Trakya, Boğazlar, Marmara Denizi, Karadeniz ve Küçük Phrygia bölgelerinin kesiştiği coğrafyaya hâkim olması dolayısıyla da Perslerin aradıkları niteliklere sahipti. 

Söylenceye göre kent ismini Lydialı bir soylu olan Daskylos'tan almıştır. Antik Çağ yazarları Daskyleion ve Paradeisos'un (Kuş Cenneti) güzelliğinden övgüyle bahsetmişlerdir.
                                                                                   
Daskyleion'un lokalizasyonu 1952 yılında Kurt Bittel tarafından yapılmıştır. Bittel'in, Daskyleion'un Hisartepe üzerinde yer aldığını saptamasından sonra 1954 yılında Ekrem Akurgal bu merkezde kazılara başlamıştır ve 1959'a kadar devam etmiştir. 28 yıl aradan sonra 1988 yılında Prof. Dr. Tomris Bakır tarafından yeniden başlatılan kazılar 2008 yılına kadar kesintisiz devam etmiştir. 2009 yılında Doç. Dr. Kaan İren tarafından devralınan Daskyleion kazıları halen devam etmektedir.








8 Ocak 2020 Çarşamba

YEŞİL GÖNEN



YEŞİL GÖNEN

İKİNCİ BÖLÜM


TILSIMLI SU

Bir rivayete göre bir muharebe sırasında Büyük İskender AİSEPOS (Gönen Çayı) kenarında dinlenmek için mola vermiştir.
Yıkanmak için çaya inen askerler sazlıklar arasından duman yükseldiğini görmüşler.

Buradaki sıcak suyu ılıtmak amacıyla Gönen çayında bir kanal açarlar ve askerler burada uzunca bir süre kalıp banyo alırlar.
Yaptıkları banyonun kendilerini zindeleştirdiğini ve hastalıklarını iyi ettiğini gören İskender ordusu bu suyun tılsımlı su olduğuna inanmışlardır.

GÖNEN KAPLICALARI
Tarihi M.Ö. IV. Yüzyılda Büyük İskender dönemine kadar uzanan kaplıcalar günümüze kadar gelmiştir.
ü  1958 yılında Gönen Kaplıcaları İşletmesi A.Ş. Olarak kurulmuştur.
ü  1962 yılında Park Otel inşa edilmiştir.
(Mimar Abdullah ARDALI ve Nihat GÜNER)
ü  1975 yılında Yıldız Otel inşa edilmiştir.
(Mimar Orhan ŞİPER)
ü  1992 yılında Güneş Otel inşa edilmiştir.
En son olarak ta daha önce yapılan Yeşil otel yıkılarak yerine yeni yeşil Otel yapılmıştır.
Çok sıcak olan Gönen suları karışık acı maden suları grubuna girer.
Ø  İki gramın üzerinde total mineralizasyon ihtiva etmesi;
Ø  Bilhassa içme tarzında kullanıldığında;
Karaciğer ve safra yollarıyla, böbreğin fonksiyonel bazı rahatsızlıklarında kayda değer etkiler görülmektedir.

GÖNEN KAPLICA SULARI
Kas iskelet sisteminin;
Ø  ORTOPEDİK
Ø  NÖROLOJİK  
Hastalıklarının rehabilitasyonunda,
Ø  ROMATOLOJİK
Hastalıkların tedavisinde endike olduğu Sağlık Bakanlığı’nca onaylanmıştır.
AYRICA;
Ø  Kadın hastalıkları
Ø  İdrar yolları hastalıkları
Ø  Kalp Damar Hastalıkları
Ø   Damar sertliği
Ø  Sindirim sistemi hastalıkları
Ø  Kolitis
Ø  Solunum sistemi hastalıkları tedavisinde değerlendirilmektedir.


Ø  EKŞİDERE DAĞ ILICASI
Ø  Ekşidere köyünün iki kilometre güney batısında, Gönen’e 13 km. mesafededir.
Ø  Tarihi havuzun bulunduğu yerde Bizans dönemine ait izler görülmektedir.
Ø  Çoğunlukla Romatizmal hastaların geldiği tesislerde, Ilıcanın 100 m. Güney batısında Gençlik Suyu olarak adlandırılan şifalı bir içme suyu bulunmaktadır.

31 Aralık 2019 Salı

YENİ YILA GİRERKEN




YENİ YIL KUTLAMASI MESAJI

Acısıyla tatlısıyla yaşadığımız, 2019 yılını geride bırakıyoruz.

Önümüzdeki yılın, bölgemize, ülkemize, dünyamıza, barış, huzur ve sağlık getirmesini diliyoruz.

2019 yılında olduğu gibi 2020 yılında da, blogumuzda, bölgemizin kültürel yaşamına katkı sağlamaya devam edeceğiz.

Tüm okuyucularımızın Yeni Yılı hayırlı olsun.

25 Aralık 2019 Çarşamba

YEŞİL GÖNEN




YEŞİL GÖNEN  
Hazırlayan: Öğr.Gör.İzzet Fuat ONAR
Şifalı kaplıcaları,

Alacaoluk ve Babayaka kaleleriyle tarihe uzanan,

Termal turizmi, tertemiz havası ve verimli ovalarıyla geleceğe yönelen,

Yeşilin her tonunun görüldüğü zümrüt Gönen’i
Gidip görmeden,
Kaplıcalarının şifalı sularında yıkanmadan,

Aladağların meşe ve kayın ormanlarının büyüleyici güzelliğini hissetmeden,
Tertemiz havasını ciğerlerinize doldurmadan,
Denizkent’in sıcak kumlarından, Marmara’nın serin sularına girmeden,

GÖNEN’İ ANLAYAMAZ VE ANLATAMAZSINIZ.


ü  Gönen’in bilinen ilk adı; ASEPSUS (AİSEPOS)
«Gönen çayının doğduğu yerden denize döküldüğü bölgeye AİSEPOS adı verilmiştir.»

ü  Gönen’in Bilinen bir diğer adı da; ARTEMEA
«Luwi dilinde kaynak halkının köyü, su şehri, Artemis yurdu anlamlarındadır.»
ü  Gönen adı Luwi dilindeki kawana sözcüğünden gelme olup, Koyun ülkesi anlamına gelmektedir.
ü  Gönen adı Germanonda ılıca anlamındadır.

ü  Gönen Türkçe kaynaklarda Rutubet, nem, yaşlık, sulak, rutubetli & bereketli toprak anlamına gelmektedir.
ü  Şahıs ismi olarak kullanıldığında Gönen Mutlu anlamındadır.

ü  Kaplıcaların çevresinde yapılan kazılar sırasında ortaya çıkan mozaikler, yazılı taşlar, sütun başlıkları, madeni paralar gibi tarihi eserler Gönen’in yerleşim yeri olarak kullanılmasının milattan öncesine dayandığını göstermektedir.
ü  M.Ö. 14. yüzyılda kurulduğu tahmin edilen ilçede, Osmanlı dönemine kadar, Truvalılar, İyonlar, Lidyalılar, Persler, Helenler, Bergama krallıkları, Roma ve Bizans devletlerine ait halklar yaşam sürdürmüşlerdir.
ü  Bu bölge 13. Yüzyılda Anadolu Selçuklu devletinin eline geçmiş, bu devletin dağılmasından sonra Karesi Beyliği yönetiminde kalmış ve nihayet 1334 yılında Osmanlı idaresine geçmiştir.
ü  İlçe Osmanlı hâkimiyetine girmesinden sonra, Bolu yöresinden gelen Akçaali, Rüstem ve Malkoç beylerine ait aşiretlerin yerleşimiyle
ü     14. yüzyılın başlarında oluşmaya başlamıştır.
ü  1859 yılında Kırım ve Kafkasya'dan, 1877-1878 yılında Rumeli, Balkanlar ile Kafkaslardan gelen göçmenlerle yeni mahalleler kurulmuştur.(PLEVNE, TURNOVA, REŞADİYE, GÜNDOĞDU, ALTAY)
ü  Göçle gelenlerin bir kısmı ilçe merkezine bir kısmı da köylere yerleşmiştir.
ü  1382 yılına kadar Erdek kazasına bağlı iken, 1398 yılında müstakil kaza haline gelmiştir.
ü  1881 de ilçe olmuştur.
ü  1885 yılında Belediye teşkilatı kurulmuştur.
ü  1920 yılında Yunan işgaline uğramış,
ü  6 Eylül 1922 ‘de düşman işgalinden kurtarılmıştır.


18 Aralık 2019 Çarşamba

GÖNEN ANTİK ÇAĞ TARİHİ



ANTİK ÇAĞDA GÖNEN

BEŞİNCİ BÖLÜM

Derleyen; Gürol DEMİR



(Homeros – İliada XII. 190-193-194)
Leontes, ossat çekti sivri kılıcını
Kınından, kalabalığın içinden atıldı ileri,
Atiphanes’le geldi göğüs göğüse,
Sapladı göğsüne kılıcını,                                                                                                                                                   8
O da baş aşağı yıkıldı yere.
Sonra Memnon’u, İamenos’u, Orestesi hepsini yığdı bereketli toprağın üstüne

(Homeros – II. 77745-747)
O gün tek başına değildi o. Yanındaydı ARES’İN filizi. Leontus, Kaineusoğlu taşkın canlı Koronos. Onların buyruğunda kırk tane gemi var .

MYSİA:
(Strabon – Antik Anadolu coğrafyası )
Anadolunun kuzeybatısında, kuzeyde BİTHNİA, ve Propontis (Marmara Denizi), Güneyde LYDİA, Batıda Ege Denizi, Doğuda PHRYGİA ile sınırlanmış bölge.  Misyalıların dilleri bir bakıma LYDİA ve PHRYGİA dillerinin bir karışımıdır.
Tragya’dan gelen PHRYGİA’LILAR, Troia ve dolaylarını çevirerek burayı ele geçirince, bunlar da LYDİA’YA komşu olan Kaikos (Bakırçay) kaynağının üst tarafına yerleşmişlerdir.
  (Strabon VI. S.45)
TROİA savaşından sonra çeşitli değişiklikler bu günkü farklı duruma neden olmuştur. Çünkü çeşitli zamanlarda, çeşitli yöneticiler buralara sahip olmuşlar ve bazı kabileleri birleştirmişler, bazılarını da dağıtmışlardır.
  TROİA’NIN alınmasından sonra; LYDİA’LILAR, ve onlarla beraber AİOLİS’LİLER, İONİA’LILAR, ondan sonra da PERSLER ve MAKEDONyalılar ve son olarak da ROMA’LILAR buralara egemen olmuşlardır.

ARTEMEA :
(Bilge UMAR – Türkiyedeki Tarihsel Adlar )
Balıkseir iline bağlı ilçe merkezi Gönen’deki ılıcaların eski adı. (Ram Say S. 167)
Kaynaklar, pınarlar ARTEMİS ile bağlantılı sayıldığından, bu Şifalı İlçe kaynağı da ARTEMİS’İN kutlu yeri olarak görülüyordu.
Ancak Artemis adından türetilecek bir ad, ARTEMEA biçiminde olamaz ve A. Bailly’nin dev sözlüğü, eski Hellen dilinde ARTA –(u)MA,  ‘’Kaynak Halkının Köyü ‘’ anlamında ARTAMA iken, Helenleşme döneminde ARTEMİS ile bağlantılı imiş izlemini verecek biçimde ARTEMEA edilmiştir.
  ( Gürol Demir – Kaf Dağının İnsanları)
   M.Ö.1300 lerden itibaren adı geçen topluluklar, tanrısal temsilciler, adı geçen kahramanların isimlerine baktığımızda bunların çoğunun, Kafkas orijinli halklardan olduğu, daha doğrusu bir çoğu bu günde var olan ama kimsenin farkında olmadığı aile soyu isimleridir.  Hepsinin soylarını, ailelerini temsil eden aile damgaları vardır :  (Prof.Dr.AytekAKHAİA’LAR :  Prof. Dr. Aytek Namıtok – Çerkeslerin Kökeni)
Artemidoros’a göre AKHA’LAR Kerketlerin güneyinde, şimdiki Tuapse ve Soçi kentlerinin (Doğu Karadeniz kıyısı – Kafkasya) arasında uzayan yaklaşık 500 stadia ( 388 km. ) uzunluğundaki kıyıda yaşıyorlardı demektedir.
ARTEMİSİA : Doğumlarınyardımcıs, Akdeniz havzasının başta gelen Ana Tanrıçasıdır.
Diğedilnde; AR THA MAZE = Ay Tanrıçası anlamındadır.  AR=O, Tİ HA/THA= Kutsalımız, MAZE= Ay demektir.   Maze / MA bzı = dişiliği,  ĞHE/ Nesep, soy ifade eder. TIĞE = Güneş fakat Tanrılığın erkek soyunu temsil eder.
MA- Abhazca = Malik, sahip, haiz, bunlarla ilgili kavramı kapsar.

ZEUS : Mutlak kudret, ( Ze, zı = bir, ilk – Us = düzenleyen tertipleyen,hakim olan)        -  9 -

ARES  : (Gürol Demir/ Kaf Dağının İnsanları – B.ÖmerBeygua/Abhaz Mitolojisi) :Apsu/ Abhaz dilinde) Mars/ Mamers de denir.(ARIS = MARS= Savaş Tanrısı. AR = odu, savaşçılar, insanlar. ( dolaylı anlamı7 düşman) s (sı, ıs) = vurma, vuran ARIS= Odu vuran, MARIS (MARS) Düşman vuran- Tanrı (M-ARIS =M-ars = Tanrı ARIS= Abhaz savaş tanrısıdır.
ATHENA : Adiğe dilinde Ana Tanrıça anlamındadır. A= O, Ti HA = bizim kutsalımız, Na= anne anlamındadır. Bütünüyle ANA TANRIÇA anlamına gelmektedir.
ATİNA : Annemiz anlamındadır.
ATLAS : Yunan Mitolojisinde İAPETES ile KLYMENE’NİN 13 çocuğundan en güçlü olanıdır. Olympos’a saldırdığı için ZEUS tarafından Gök Kubbeyi omuzlarında taşımakla cezalandırılmıştır. Bu mitolojik dayanakta tıpta; kafatasını taşıyan ilk omura ATLAS adı verilmiştir. ATLASKER Kafkas asıllı ailedir. Aile damgası da bir yay üzerinde yarı yuvarlak, sanki dünyayı taşıyan gibidir.
PYRRHA :Yunan MitolojisindeEpimetheuslaPandora’nın kızı, Deuklaion’nun karısıdır.
Ortadoğu mitolojisinde Hava/Eva veya Nisa’ nın yerini tutar. Onlar da kadın anlamındadır.
PYRHA (Pirha) Abhazca’da  ilk insanlık kadını anlamında, bileşik olan Pı-r-ha, Pirhana ayni anlamı taşır.HellenDekaiion ile PYRRHA’nın oğludur.
KOLKHİDİ : İASON’UNArgonautlar seferinde gittiği ülke.
KOLKHİ =(Abhazca) Altın Külçesi, KUALKİ = Su içindeki Altın, Kolkhiti = Parça altım mamleketi,
Kolhide = Kolhiti’nin Yunancasıdır.
İDA ( Kaz Dağı) : Dardanos efsanesinin bir anlatımına göre Dardaro’un İDAİOS ve DİMOS adlarında iki oğlu olmuş. İDAİOS, Troia’nın güneyine dağın eteğine yerleşmiş bu dağa adını vermiş
TROİA : Adını Phrygia Kralı Erikthonioson’un  oğlu TROS’TAN almıştır.
LYKİA : Heredot’a göre Lykia’ların bugün oturduğu topraklar, eskiden Milyas’tı ve MilyaslılaraSolm’ler denirdi. Heredot’a göre Lykia’lılar isimlerini idarecileri Lykos’tan almıştı. Lyko; adiğece Lu oğlu demektir.
KARİA : Heredot’a göre KAR; Karia’ya ismini veren kişidir. LYDOS ve MYSOS’un kardeşidir.  Karia’lılar M.Ö. 2000 yıldan itibaren Güneybatı Anadolu’da yaşadıkları KARİA uygarlığını kurmuşlardır.
BİTHİNİA’LAR : Bithy’ler Trakya üzerinden kuzeybatı küçük ASİA’YA ( Anadolu) gelip  yerleşen kavimdir. Kafkas orijinlidir.
İON’LAR : M.Ö. 1200 lerde Batı Anadolu’da oluşturulan bir medeniyettir. Şehir Devletleri halinde yaşamışlardır. Kafkas asıllıdırlar.
THASSALİA : (Tesalya) Yunanistan’ın  kuzey kesiminde  yönetim bölgesidir. LARİSSA düzlüklerini içine alır.
KİKLAD : (Kiklades) M.Ö. 3000-2000 yılları arası erken tunç çağında kurulan medeniyettir. KİK; Thukyides’in yazdığına göre Minos’un ele geçirdiği KYKLADES adalar sakinleri olan KİKLER Kafkas asıllıdır.
KİKL’A DES = Adiğece KİKLER oturur, bulunur anlamındadır.
KORONİS :  Lapith’lerin kralı Phlegyas’ın kızı, Apollo’nun oğlu, Asklepios’un anası..
Kafkas asıllı KOROK ailesi verdır. KOR’OK Kor oğlu anlamına gelmektedir.                                                   -10




-BİTTİ-