23 Haziran 2018 Cumartesi

Karesi Vilayeti Tarihçesi (ARTEMEA=GÖNEN), Abdullah Yılmaz (*)


ARTEMEA=GÖNEN
(Artemea) şehri şimdiki şehrin Ilıca bölümüyle karşısındaki kabristan ve tarlayla Pomak Hasanbeyköyü arasında olup temelleri ve eski kaldırımları görülmektedir.  Kasabanın çevresinde kabristan duvarlarında eski dönemlere ait büyük basit şekilde işlenmiş taşlar görülmektedir. Antik Yunanlılara ait cenaze yemeği resmedilmiş olan ve sofra başında yemek yemekte olan üç kişiyi gösteren bir arşın uzunluğunda bulunan bir mermer levha teftişim sırasında banyo bahçesinde görülerek Gönen İkmal Okuluna taşınmıştır. Gönen’de Milattan Sonra ikinci yüzyıla ait ve cenaze yemeği gösteren “Nikefurus Galikunis” in mezar taşı İstanbul Müzesinde altıncı salondadır. 
Gönen’in bir buçuk, iki saat batısında granit kayasından yapılmış (Babayaka) kale harabesi vardır. Bundan başka yine Gönen’in güney batısında üç saat uzaklıkta (Atıcıoba) kale haranesi ve kale altında eski mezarlık yeri görülür. Bu mezarlar yarım tuğla kemerle yapılmıştır. Çınarpınar ile Atıcıoba arasındaki yarım saatlik uzaklıktaki eski bir kasaba kemerleri görülür. Burada kale duvarının içinde sofra başında yan yatmış yemek yiyen iki kişiyle bir at kafası görülmüştür. Bu tarz işlemelerin Antik Yunan’a ait olduğu biliniyor. Atıcıoba ve Babakaleleri Kiklob tarzındadır. Atıcıoba  harabesi  Alacaoluk köyü yakınındadır. Gönen çevresi yakınındaki harabeler hakkında beni aydınlatanGönen Belediye mühendisi Alman uyruğundan Sayın Yuan efendinin 1/1000 ölçeğindeki Atıcıoba kalesine ait planı Şekil3te gösterilmiştir. 

Gönen bölgesinde Aladağ’da Porta denilen yerde iki metre boy bir metre yükseklik ve yarım metre kalınlığında bir granit taş üzerinde işlenmiş yazı vardır. Yazıların çoğu silinmiş olduğundan köylülerin söylediğine göre (Maden Dağı)Gönen Beyoğlu yakınındaki iki eski kasabanın temelleri var olup dışarıdan görülüyor. Yer şimdi ormanlık halindedir. Bu iki kasabadan birinin şimdiki ismi (Fırınlık) diğerinin Gavurşehridir. Bazı boş küpler elde ediliyor. Gönen’in doğusunda Keçeler köyünde eski temellere rastlanmaktadır.
Abdullah Yılmaz
(*)Karesi fahri hemşerisi ve Maarif Müdürü İsmail Hakkı’nın (Uzunçarşılı) yazıp ilk baskısı İstanbul’daki Hüsnü Tabiat Matbaası tarafından 1925’te yapılan 143 sayfalık kitabın Abdullah Yılmaz’ca orijinalinden günümüz diline aktarılan bölümleridir. Devam edecektir.


18 Haziran 2018 Pazartesi

Karesi Vilayeti Tarihçesi (ADRAMİTYUM=EDREMİT), Abdullah Yılmaz (*)



ADRAMİTYUM=EDREMİT

Eski Edremit şehri, Burhaniye yahut Kemer kazasının batısında Karataş mevkiindeydi. (Pelin) bu şehrin Truva Savaşından önce yapıldığını söylüyor. Şair (Homer)e göre burası (Pedasus) ismi verilen kasabaydı.

Mizya bölgesi Lidyalıların eline geçince Lidi Kralı (Krezus)un kardeşi  (Adramis) bu şehri süsleyerek kendi ismini verdi. Ve Atina’dan göçmenler kabul etti. Atinalılar buraya (Delos) Adası sakinlerini gönderdiler. İranlılar zamanında Atinalılarla olan (Midye) savaşları sebebiyle Edremit halkı İran Kaymakamı (Arsas) tarafından öldürülür.

İskender’den sonra kumandanlarından  (Antiyohos)un yenilgisi üzerine Edremit Bergama Krallarına geçti.

Adramityum şehri Romalıların amansız düşmanı olan Ponet hükümdarı meşhur Mitridat ile anlaştığından Edremit Kaymakamı (Diyodor) bütün Romalıların öldürülmesini emretti ve öyle yapıldı. Edremitliler Romalıların intikamına uğramamak için en meşhur hatipleri olan (Ksenokales)i Roma’ya Senatonun huzuruna gönderdiler. Edremit Romalılar zamanında  (Truva) bölgesi dâhil olmak üzere adliye teşkilatı merkeziydi.  Edremit’in, Romalılar zamanında mükemmel bir liman ve tersanesi vardı. Edremit’e Amal-iRusul’de (Edremetin) ve eski haritaların bazılarında (Landırameti) de denilmiştir.

Roma İmparatorluğu zamanında Adramityum, Antandros, Asos, Gargara, Pergam şehirleri İyonya bölgesine yani İzmir merkezine bağlıydı. İyonya önceden on kasaba ve iki adayı içerirken Romalılar zamanında kırk beş şehirden oluşarak önem kazanmıştı.
…..
Edremit Körfezinin kuzey sahilinde (Antandros)un doğusunda kutsal bir ormanda (Astren Diyane)sine özel tapınağın yer aldığı Astira beldesi varmış. Bu mevkii yaklaşık Tahtalı Köy taraflarına düşüyor. Bununla beraber Akçay iskelesi civarındaki Ilıca karyesi yakınında bulunması da ihtimaldir.

Edremit’in doğusunda Karaçatal ile Büyükçatal arasında Truva Savaşı sırasında tahrip edilen eski (Lirnesus) beldesi vardır.

Tebe---Şimdiki Edremit kasabası yakınlarında olup mevkii belli değildir. Bu belde(Priyam)ın gelini (Andromak)ın babası (İton)un halkından olan Kilikyalılar ile oturanlarındı. Truva Savaşı sırasında burası Truva’nın müttefiki olduğundan dolayı Aşil tarafından tahrip edildi. Yine Aşil’in asker göndermesine sahne olan (Silla) ve (Friza) şehirleri de bu taraflarda olup (Astira)nın doğusuna düşer. Bunların harabeleri kalmamıştır.

Edremit’e bağlı(Agunya) nahiyesinin (Çınarköy) ve (Haydaroba) civarında ve Çınarköy’ün doğusunda Eskişehir ismi verilen bir harabeyle (Engeci) köyünün kuzey batısında ve Koyunili’nin kuzeyinde (Asarkale) harabesi ve yine Koyuneli’nin kuzey batısında Ilıca’ya yakın diğer bir harabe ve onun kuzeyinde de (Eğrikabataş) harabesi vardır.

Burhaniye’nin kuzeyinde ve Çorakköy güneyinde çay kenarındaşose civarında (Miletos) harabesi vardır. Yine Burhaniye’nin Muratili ve DursunlarKöyü arasında Keremköyü yakınında(Korifantis) harabesiyle Burhaniye köylerinden Asarköyün doğusunda Kozakçayı köprüsü civarında Romalılara ait(Teraryum) ve Yenicumalı ve Tekiyeköy arasında  (Sitonyum) harabeleri olduğu tarihi atlaslarda görülüyor.

Edremit civarında Havran Köyünün eski ismi (Freneli) iken sonradan (Orelian) ismi verilmiş. Havran Köyünün ismi desonradan bundan bozulmuştur. Havran Çayının eski ismi (Evenos)tur.

Karatepe güneyi civarında (Kuhenos) ve Ayvalık Körfezinde (Siten) şehrinin eski eski beldelerden olduğu haritalarda görülür.

Edremit Körfezindeki adalara eskiden (Moskonizi) yani Danalar Adası ismi verilmiştir. Önceden Yunda denilen (Alibey) adası Moskonizi adalarının en büyüğüydü. Alibey Adası; bu taraflarda Yunan işgaline karşı ilk silahı patlatan ve bugün Afyonkarahisar milletvekili değerli mücahit Kaymakam Alibey’in ismini almıştır.

Abdullah Yılmaz

(*)Karesi fahri hemşerisi ve Maarif Müdürü İsmail Hakkı’nın (Uzunçarşılı) yazıp ilk baskısı İstanbul’daki Hüsnü Tabiat Matbaası tarafından 1925’te yapılan 143 sayfalık kitabın Abdullah Yılmaz’ca orijinalinden günümüz diline aktarılan bölümleridir. Devam edecektir.