26 Nisan 2015 Pazar

Soyadlar, Hane Halkları, Köyden Kente Göç ve Bu Bağlamda Gönen’li Özcan Ailesi’ni Durumuna Dair (Mustafa Özcan, 26 Nisan 2015)


Soyadlar, Hane Halkları, Köyden Kente Göç ve Bu Bağlamda Gönen’li Özcan Ailesi’ni Durumuna Dair

Soyadlar, hane halkları, köyden kente göç olgusu ve bu olguların Gönenli Özcan ailesi örneğinde özgül arka plan nedenleri bağlamında sosyo-demografik açıdan irdelenmesi

Makalede başlık ve alt başlıkta sözü edildiği gibi, soyadlar konusunun geneline ve Gönen’de hızı son yıllarda önemli düzeyde artış göstermiş olan köyden kente göç olgusunun demografik geneli ile özel olarak bu göç bağlamında Gönen’li Özcan ailesinin tarihsellik sunan nedenlerinin durumuna kısa da olsa değinilmektedir.

Soyadlar gibi özgün bir temaya giriş yapmak için ilkin konunun geneli ile ilgili istatistiki verilere dayalı global bir görüş elde edilmelidir. Ancak bu durumda bütünsel bir yaklaşımın sağlanabileceğinden hareketle, önce Türkiye’deki hane halkı, aile ve soyadı olgusunu anlamaya yönelik olarak üç istatistiki göstergeye ve ardından da iç göç olgusuna dair verilere bir göz atmanın yararlı ve gerekli olduğunu düşünüyorum.

***
Türkiye hane halkı sayısı 20 milyon civarındadır. Aile sayısı hakkında ise sadece tahmini olarak verilen yaklaşık bir büyüklük değeri ile ilgili bilgi bulunabilmektedir. Bu da, 20 milyon olan hane halkı ile oranlanarak bulunan 13 milyon değerine karşılık gelmektedir ki bu rakam civarında olan daha başkaca yapılmış tahmini değerler bulunduğundan söz konusu verinin yaklaşık da olsa gerçeği ifade ettiği söylenebilir.

Öte yandan, üçüncü bilinmesi gereken bir olgu olarak mevcut soyadların toplam sayılarının dağılımı hakkındaysa yeterli hiç bir bilgi bulunamamıştır. Bununla birlikte nüfus kaydı verilerine dayalı olarak 2008’de yapılmış bir değerlendirmeye göre en çok kullanılan ilk beş soyadının sayısının çoktan aza olan sırasıysa şöyle verilmektedir: Yılmaz, kaya, demir, şahin ve çelik.

Bunlar ve devamında en çok bulunan 15 soyadının anlam içeriği incelendiğinde, çoğunun, hatta neredeyse hepsinin yukarıdakiler gibi güç, kuvvet ve iktidar istencine yönelik bir anlam kümesine dâhil sözcüklerden oluştuğu görülür.

Ayrıca bu durum, J. Derrida tarzı yapısökümsel yaklaşımla irdelendiğinde de, Türk insanının 1930’ların ortasındaki soyadı seçimi sırasında güçlü olma yönünde karşı konulmaz bir arayışın içinde olduğunun ipuçlarını verir. Gene bunun sadece o döneme ait bir olgu olmaktan öte bugün için de genel geçer bir durum olduğunu söylersek yanlış bir görüş ifade etmiş olmayız sanırım.

Buradan da anlaşılacağı gibi, özgül inceleme konusunun odağına alacağımız soyadı olan Özcan sözcüğü, görülme sıklığı yönü ile Ülke’mizde en çok tercih edilen ilk beş arasına girememektedir. Bununla birlikte, ayrıca yapılan karşılaştırmalı bir irdelemeden ortaya çıkan sonuca göreyse de, ilk 25’in sonlarına yer tutabileceği anlaşılmaktadır ki bu da yukarıda çok kullanımda olduğu belirtilen güç istencine yönelik anlam ulamının anti tezi olan hümanistik-insancıl yaklaşımlı kümeye dâhil olduğunu gösterir. Bu da, bu tür insancıl anlamlı soyadların seçimine yönelik talebin o zamanlar ne denli düşük olduğunun bir göstergesidir.

Bu durumda, çatışan diyalektik iki çift olarak belirlediğim bu ikili anlam gruplaşmasından herkes gibi insancıl, eşit ve adil olmayı istemeye yönelik hümanistik eğilimli olan birincisine karşılık ötekinden daha güçlü olabilmeye yönelik güç istenci talebinin temsilcisi soyadlar olarak ikincisinin soyadı seçme işinde yüksek bir tercihe mazhar olduğu görülmektedir.

Böylece de, Nietzsche’nin insan için “kozmik” temel kavram olarak belirlediği güç istencinin, insani yaradılışın genelini belirlemesi ile ilgili olarak ileri sürdüğü görüşünün haklılığı da burada bir kez daha tescil edilmiş olmaktadır (*).

***
Öte yandan, Türkiye genelinde kırsal-kentsel alanlar arası göç olgusunun boyutlarını gösteren bulgularla ile ilgili olarak yuvarlak bir bilgi sahipliliği için aşağıda verilen tablonun irdelenmesinin yeterli olacağı kanısındayım.

Yerleşim Yerleri Arasında Göç Eden Nüfustaki Oranı (%) (**)

Yerleşim Yerleri 1975–1980    1980–1985  1985–1990  1995–2000

Kentten-Kente      48,90            56,18            62,18         57,80
Köyden-Kente      17,02            22,53            17,95         17,46
Kentten-Köye       19,33            12,84            12,60         20,06
Köyden-Köye       14,75              8,45              7,27           4,68
Toplam                100,00          100,00          100,00       100,00

Tablodan anlaşılacağı üzere kentten-kente göç olgusu halen en büyük paya sahip olaraktan başatlığını sürdürmektedir. Köyden-kente göç olgusu ise1980–1985 arası zirve yapmış olaraktan şimdilerde yerini yavaşça kentten-köye göç olgusuna bırakmaktadır.

***
Bu yönelimlere genel bakıştan sonra 13 milyon aileden biri olarak bireyleri şimdi Türkiye’nin çeşitli kentlerinde yaşıyor olmakla birlikte bir zamanlar Balıkesir/Gönen Rüstem Mahalleli olarak bilinen Özcan Ailesi’nin köyden kasabaya göçü hakkında kısa bir değinmede bulunmak istiyorum.

İsviçre’den alınan, 1935 yılının başında yürürlüğe giren Soyadı Kanunu’na göre Hicri 1316, Miladi 1900 Gönen Hasanbey Köyü doğumlu “Molla Mustafa (1864-1947) Oğlu Hüseyin  tarafından benimsenip alınan Özcan soyadı 2014 sonu itibari ile şimdilerde bir mahalle olan o zamanların Köyü’ndeki tüm “Molla Sülalesi” diye bilinen bireyler için geçerli olmuştur.

Hal böyle olunca babasoylu olan bu soy kütüğüne göre zaman içinde ayni önada sahip kişiler oluşmuş olduğundan çeşitli ad/soyad ortaklıkları ortaya çıkmıştır. Buna bir örnek olarak da Özcan sülalesinde “Mustafa ortak adı olan vefat etmiş üç kişinin ve 2015 başı itibari ile de halen yaşamda olan diğer iki kişinin bulunduğu verilebilir.

Ailenin menşei olan Hasanbey Köyü bazı bilgilere göre 1884’te Bulgaristan’dan ‘93 Harbi (1877-‘78) tehciriyle gelen bir Pomak topluluğunca kurulmuştur. Yukarıda sözü edilen “Molla Mustafa’nın köyün dört kurucusundan biri olduğu belirtilmektedir. Molla Mustafa ayni zamanda da köyün de ilk muhtarıdır (***).

Hasanbey Köyü’nün geçmişinde Kasaba’ya göçle oluşan mekânsal ayrışmaya yönelik ilk önemli örnek olarak “Molla Mustafa (Özcan) Oğlu Hüseyin Özcan’ın ailesi ile birlikte 1946 yılında Köy’den Rüstem Mahallesi’nde Lütfü Kurtulmuş’tan satın aldığı bir eve taşınması görülebilir. Çünkü geride kalanlar kasabada esnaf veya sanatkâr olma yerine köyde kırsal tarzın gereği olan zirai yaşamı devam ettirmeye kararlı bir tavırla sınıf değiştirmeme konusunda ısrarlı olmuşlardır(****).

Hüseyin Özcan’ın ailesini alarak Gönen’e geliş nedenleri arasında, 1922 doğumlu büyük oğlu Mustafa’nın Eskişehir Hava Üssü’nde asker iken hastalandığından ameliyat edilirken 1945’te vefatı ile küçük oğlu İbrahim’in 1946’daki evlenme ve askere gitme sürecinde olması gösterilebilir.  

Ayrıca, Ankara’da 12 Haziran 1945'te, TBMM’nde Dörtlü Takrir adıyla bilinen çok partili döneme geçişteki ilk adım sayılabilecek siyasi gelişmenin Hüseyin Özcan’ın yereldeki siyasi konumundan ötürü bu göç kararını az da olsa yönlendirmiş olabileceğini, bundan dolayı da nedenler arasında sayılabileceğini söyleyebiliriz.

***
Cumhuriyeti’nin, 90 yılı aşkın bir değişim sonrasında kırsal-kentsel demografik ideali bağlamında kent lehine beşte birden az olan nüfusunu yarı orana eriştirmiş olması, Ülke’mizin refah, kalkınma, ilerleme ve birlik yönünden bu özel ve kendine özgü Anadolu coğrafyasında ortaya koyduğu bir başarı öyküsünden söz etmek yerinde olacaktır.

Mustafa Özcan (26 Nisan 2015)
_________________________________________

 (*) Anlamı için bknz: http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BC%C3%A7_%C4%B0stenci
 (**) http://journal.dogus.edu.tr/index.php/duj/article/viewFile/35/53
(***) Hasanbey Köyü hakkında daha geniş bilgi için bakınız: Akkuş, Tacettin, Gönen ve Köyleri Tarihçesi, Ekin Yayıncılık İstanbul, 2001, s 112-113.

(****)  Bitişiğinde bulunan Rüstem Camii’ne arsası avlu olarak dâhil edilmek üzere yıkılmış olan Kavaklı Osman Bey Caddesi 25. Sokak’taki 1 Numaralı ev


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder