10 Mayıs 2019 Cuma

BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUMU BİLDİRİ ÖZETLERİ 17-18-19 Eylül 2018 tarihli yayınlanmış bildiri özetlerinden



BANDIRMA’DA SOSYO-EKONOMİK HAYATIN GELİŞİMİ



Doç. Dr. Metehan YILGÖR*

Duygu SEVİM AYTAN**



ÖZET;


Yüzölçümü 690km2 olan Bandırma’nın denizden yüksekliği 1 metre ile 764 metre arasında değişmektedir. Aynı adla anılan körfezde yer alan Bandırma önemli bir liman kentidir. İstanbul, Bursa ve İzmir illerinin köşelerini oluşturduğu varsayılan üçgenin ortasında bulunmaktadır. Bu illere ortalama 2 saatlik uzaklıktadır. Bandırma’nın bir önemli özelliği de, her alanda ülkemizin en büyük kenti olan İstanbul’un, Marmara ve Ege bölgeleriyle bağlantısını sağlayan bir noktada bulunmasıdır. Gelişmiş ve donanımlı limanı ile İstanbul’un bir giriş kapısı özelliğini taşımaktadır. Bandırma, özellikle 1970’ten sonra, büyük bir sanayileşme sürecine girmiş ve ekonomik bir çekim merkezi olmuştur. Bu durumda Bandırma’nın Marmara Bölgesi’nde yükleme-boşaltma kapasitesi açısından önemli bir limana sahip olması, sahaya, demiryolu ve karayolu ile kolayca ulaşılması ve İstanbul’a yakınlığı gibi özellikleri etkili olmuştur.
Bandırma bir Büyükşehrin uydusu olamayacak kadar büyük ekonomik ve sosyal gelişme dinamiklerine sahiptir.  Bu kadar önemli bir merkezin Büyükşehir organizasyonu ile yönetmek yerel yönetim anlayışına da uymamaktadır. Bandırma ekonomik ve sosyal açıdan çok önemli dinamiklere sahip bir gelişme merkezidir. Bu açıdan Bandırma’nın gelişme potansiyeli ancak il yapılması yolu ile sağlanacak organizasyonla hayata geçirilebilir. Bandırma’nın sahip olduğu özellikler bir büyük şehrin uydusu olarak yönetilmesini fiilen imkânsız kılmaktadır. Üstelik böyle bir tercih yerinden yönetim mantığına da uymamaktadır.
Çalışmamızda, Bandırma’nın tarihi, coğrafyası, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısı yanında il olmasını destekleyen Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, Tarım ve Hayvancılıktaki durumu, Bandırma’nın gelişimini etkileyecek Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı projesi(TANAP), Türkiye Yunanistan Doğalgaz Enterkonneksiyonu (TTP), Bandırma’da bulunan rüzgâr enerji santralleri(BARES, Büyük Anadolu Lojistik Operasyonu(BALO), Chemport projesi, gelecekte bölgedeki ulaşım hatları ve Bandırma’nın bu ulaşım ağı içindeki önemi ayrıntılı olarak incelenmiştir.


Anahtar Kelimeler; Bandırma’nın sosyo-ekonomik, TANAP, TTP, BARES, BALO, Chemport


*Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi İİBF, Ekonometri Bölümü
**Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, SBE, Ekonometri ABD


30 Nisan 2019 Salı

İSMAİL HAKKI UZUNÇARŞILI'NIN KARESİ VİLAYETİ TARİHÇESİ'NDEN SADELEŞTİRİLMİŞ BİR BÖLÜM





                                 MİZYA KITASINDA SİYASİ DÖNÜŞÜM.
                           
                                      

                                                                       3
Bağımsız bir devlet kurmayı başaramayarak çok sayıda devletin yönetim ve siyasi etkisi altında kalırken Mizyalılar birçok siyasi dönüşüm geçirmişlerdir. Mısır, Asur, Lidya, İran, İskender,  Bergama, Romalılar ve Türkler bu bölgeyi zaman zaman işgal ve idare ettiler.
Milattan önce (1000-1124) tarihine kadar Teselya Kıtası’nda bulunan bir kısım Eolyanlar Küçük Asya sahillerinde Mizya ve Karya sahillerinin bir kısmıyla Limni, Tenedos Adalarının bir kısmında sömürgeler kurmuşlardır. Daha sonraları Eolyanlar arazilerini İda dağları eteklerine kadar içeriden de geliştirdilerse de İyonyanlarla  Doryanların yetişmelerine devam ederek arazilerini  (Sizik) ile (Hermus=Gedüs) nehri arasında sınırlandırmak zorunda kalmışlardı.

Milelilerin Küçük Asya sahillerinde ve İda dağı eteğinde kurmuş oldukları ticaret şehirleri şunlardır;
İda Dağı eteğinde (Zelea=Sarıköy)(Sepsis=Bayramiç civarı, Scepsis) (Hellespon)ile civarında (Gargara) (Perkot)(Arizbe,Arsba17)(Abidos)(Lampsak)(Pesos, Paesus)18Paryon19(Artase=Erdek)(Sizik)(Miletopolis)Propontid ve civarında (Priyapos)20 şehirleridir.

17-Çanakkale ile Lâpseki arasında

18-Lapsekiden doğuya doğru Marmara Denizi kenarında

19-Karabiga ile Lâpseki arasında deniz kenarında (Şah Melik) mevkiinde idi.

20-Priyapos=Karabiganın kuzeyindeydi.


24 Nisan 2019 Çarşamba

BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUM BİLDİRİ ÖZETLERİ 17-18-19 Eylül 2018 tarihli bildiri özetlerinden



BANDIRMALI-ZADE AHMED MÜNİB EFENDİ’NİN ÇAĞDAŞ ÇOCUK HAKLARI BAKIMINDAN “HUKUK-İ VELED” RİSALESİ


                                                           Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Nuri GÜLER*

ÖZET


Bandırmalızade Ahmed Münib Efendi 1275/1858 tarihinde dünyaya gelmiş, Annesi Emine Hanım olup, Celveti tarikatının Haşimiyye kolunun son döneminde yaşamış şahsiyetlerden birisi olan Bandırmalı Küçük Mehmed Galib Efendi’den sonra, yerine geçen oğludur. İbtidaiye, İdadiye ve Rüşdiye eğitimini tamamlamış, yirmi iki yaşında Evkaf-ı Hümayun Nezaretine girmiş ve yirmi dokuz sene memuriyetten sonra, Cihat İdaresi Kâtipliği’nden 1327/1909 tarihinde emekli olmuştur. Yedi sene Bandırmalı-zade tekkesinde şeyhlik yaptıktan sonra 1336/1918 yılında vefat etmiştir.
Ahmed Münib Efendi’nin basılan ve basılmayan birçok eserinin olduğu kaydedilmektedir. Bu eserlerden bir tanesi de anne ve babanın çocuğuna karşı görevleri hakkında olan, “Hukuk-i Veled”dir.
Ma’arif-i Umumiye Nezareti’nin Hicri 10 Zi’l-ka’de 1306ve Rumi 10 Mart 1315’te, 14 Numaralı Ruhsatnamesi’yle, İstanbul’da, Cemal Efendi Matbaası’nda Hicri 1318’de 24 sayfa olarak bastırılan “Hukuk-i Veled” Risalesi, Hanefi Mezhebi’ne göre yazılmış olmakla beraber, Şafi’i, Hanbeli ve Maliki mezheplerinin hükümlerine de yer yer temas edilmiştir. Erkek veya kız çocukların babaları üzerinde şu Şer’i hakları bildirmektedir; “Çocuğun doğumunda, kız veya erkek ayrımı yapılmadan babanın sevinmesi ve şükretmesi”, “Çocuk doğar doğmaz ağzına çiğnenmiş hurma veya tatlı bir şey sürülmesi”, “Sağ kulağına Ezan-ı Muhammedi ve sol kulağına ikamet okuması.” “Akika kurbanının kesilmesi.” “Annesinin veya bir sütannenin emzirmesi.” “Şer’i Şerif’e uygun bir isim verilmesi” “Erkek çocuğun sünnet ettirilmesi.” “Babanın kız ve erkek evlatlarına, hallerine ve zamana münasip sanat, meslek, ilim, terbiye öğretmesi.” “Helal lokma yedirmesi.” “Kız veya erkek çocuğun evlendirilmesi.”
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilmiş Birleşmiş Milletler’in Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nde getirilen Çocuk Hakları evrensel olarak kabul edilmiştir.
İşte bu araştırma, Hukuk-i Veled Risalesi’ni, Birleşmiş Milletler’in Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi ile karşılaştırılıp, Bandırmalı-zade Ahmed Münib Efendi’nin Hukuk-i Veled’ini çağdaş çocuk hakları bakımından değerlendirmeyi amaçlamıştır.
Araştırmanın sonuçlarından en önemlisi de, Birleşmiş Milletler’in Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi, “Çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.” Diyerek Çocuk Haklarını on sekiz yaşla sonlandırırken, Hukuk-i Veled Risalesi “Hukuk-ı mendube-i mezkureden biri dahi ‘teezevvüc’dür. Şöyle ki, Veledin buluğuna rüşdü munzam oldukda, tezevvüc etdirmekdir.”demekle, çocuğu on sekiz yaş sonrası terk etmemiş, çocuğa aile kurmasını çocuk hakları arasında sayıp, böylece geleceğin çocuğuna sağlıklı bir ortamın hazırlanmasını da çocuk hakları arasında görmüştür.

Anahtar Kelimeler; Bandırmalızade, Hukuk-i Veled, Hanefi Mezhebi, Birleşmiş Milletler, Çocuk Hakları

*Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Öğretim Üyesi

17 Nisan 2019 Çarşamba

İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Karesi Vilayeti Tarihçesi kitabının Abdullah Yılmazca sadeleştirilmiş bölümünü yayınlıyoruz


                                   MiZYALILAR

Mizyalılar beyaz ırkın Aryan kısmına ait olan (Plasiç) bölümündendir. Plajlar asıl vatanları olan (Belh) ve (Herat) taraflarında bulunurken Arilerden ayrılarak ilk göçmenler kafilesini meydana getirme ile Kafkas yoluyla Avrupa kıtasına geçmişler ve oradan kabile kabile Trakya, Makedonya, İllirya(İllyria) ve Teselya kıtalarına doğru yayılmaya başlamışlardı. 10
Plajların ziraat, madencilik ve mimarlık sanatında oldukça ilerlemişlikleri vardı. Bunlar şehirlerine (Larisa) ismini verirlerdi; kasabalarının etrafına büyük taşlarla surlar yaparlar ve bataklıkları kurutarak araziyi ekime uygun bir hale getirmesini biliyorlardı.
Plaj kısmından olan ve şimdiki Bulgaristan’ın batısına ve Kosova civarına doğru yerleşen Mizyalıların bir kısmı Hicretten yaklaşık  (2600) sene önce 11(MÖ 1980)(Bitini, Birik, Dardani(Dardania), Meon) milletleri ile Trakya’dan Küçük Asya’ya geçerek (Propontid) ve  (Ege) denizlerini yani Marmara ve Adalar denizi kıyılarına yerleştiler
Miziler, Küçük Asya’ya geçtikten sonra sınırlarını genişleterek (Setrimon) denilen Bitinyalıları yenerek bu kıtaya hâkim oldular. Sonra Bitinyalılar ile Firijyalılar saldırgan bir millet olan Mizyalıları yenerek onların saldırılarına son verdiler ve Mizya Kıtasını küçülttüler.
Mizyalılar Trakyalılar ile de aynı ırktandılar. Strabon 12bunu kanıtlamak için Karadeniz Boğazına önceden (Mizyen Bosforu, Mysian Bosphorus)denildiğini kaydediyor.
Mizyanın asıl yerli halkı hakkında bilgimiz yoktur.13 Mizyalılar kendilerini yerli halktan sayarlardı.14Fakat bunların dil, görenek yönüyle Trakya ve Makedonya’daki Plajlara benzerlikleri vardır. Mizyalıların Küçük Asya’ya geçtikten sonra burada yaşayan kavimler ile karıştıklarına şüphe yoktur.
Mizyalılar civarlarındaki kavimler ile güzel ilişkilerde bulundular. Bunlar Lidya ve Karyalılar(Carialılar) ile15 sözleşme yapmışlardı. Aynı soydan olan bu kavimler bir dil ile konuşuyorlardı. Mizya, Lidya ve Karyalılar sözleşme nişanesi olmak üzere (Milet) yakınlarında (Jüpiter Karyen, Carian Jupiter) tapınağını ortaklaşa ziyaret ederlerdi.16
Mizyalılar serbest yaşamayı sevdiklerinden dört duvar arasında bulunmaktan sıkılırlardı. Buna göre şehirler de tesis etmişlerdi.
Mizyalıların elbiseleri tilki derisinden bir külah ile (Zeiyra) denilen bir çeşit üstlükle örtülmüş yelek ve ayaklarında geyik derisinden çizme, ellerinde kısa bir süngü ile bir de mızrak ve savunma aleti olarak ufak bir kalkan olduğunu Tarihçilerin Babası Heredot yazıyor.
Plasıçlar, doğal güçleri cisimlendirerek onlara taptıklarından aynı kısımdan olan Mizyalılar gibi cin peri ve doğal güçlerin resmedilmiş şekillerine ibadet ederlerdi. En büyük tanrıları (Jüpiter=Zeus)idi. Bu esastan başka, ikinci, üçüncü derecede tanrıları vardır.
Eski zamanlarda Mizya kıtası haralarıyla meşhurdu. Meralarında pek çok (Diyomed, Diomedes) kısrakları beslenirdi. Meşhur Homer İlyada’sında Mizya’nın meralarını çok över. Eski (Akiraus) yani Balıkesir’de Roma İmparatoru meşhur (Adriyan)ın çiftliği vardı. Sonraları buraya (Adriyanutere) denilmişti. Bir zaman Mizya Kıtasına dâhil olan ve sonra Lidya şehirlerinden sayılan (Tiratira=Akhisar, Thyateira) beldesinin eski ismi (Uhapepa, Euhippe) olup manası iyi at yetiştiren demekti. Meşhur (Zelea=Sarıköy) Ovasının hayvanları meşhurdu.

10-(Plaj) yahut (Plasec)in eski, ihtiyar demek olduğunu ve bundan amacında Yunanlılardan önce Yunanistan’da oturan kavimlerin anlatılmak istendiğini Kamus-ul Alam da yazıyor.
11- Miziyenlerin çoğunluğu Trakya’da kalarak Roma İmparatorluğu zamanında ehemmiyetli bir kavim olarak tanındı.
12-Amasyalı olup, Coğrafya ve seyahatnamesiyle tanınır.
13-Küçük Asya’nın en eski sakinlerinin (Semitik, Semitic ) cinsinden olduğu zan ediliyor. Bu ilk kavme az zaman sonra kuzey tarafından (Sitik) halkı karıştı ki bunların arasına (Makron) (Şalib) (Dari) Tirabetler, Maryandalılar ve diğerleri ile Finikeliler, Pisidyalılar, Suriyeliler karıştılar. (Küçük Asya Tarihi Lobas215)
14-Homer, Küçük Asya’nın en eski kavimleri olarak Plasıcler, Paflagonyalılar(Paphlagoniia), Halizonlar, Mizyalılar, Meonlar yani Lidyalılar, Karyalılar ve Lisyalıları sayıyor.
15-Heredot(Heredotus); Mysia, Lidya, Karyalıların (Mizus) (Lidus) (Kares) isimlerinde üç kardeşten şubelere ayrıldığını yazmak suretiyle bir kökene döndürüyor.
16-Milet; Büyük Meandır yani Menderes Nehrinin yakınında kurulmuş bilinen beldelerdendi.


10 Nisan 2019 Çarşamba

BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI BANDIRMA VE ÇEVRESİ SEMPOZYUMU, SEMPOZYUM PROGRAMI VE BİLDİRİ ÖZETLERİ,17-18 Eylül tarihli yayınlanmış sempozyum özetlerinden




CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA BANDIRMA İLÇESİNİN SOSYO-EKONOMİK ÖZELLİKLERİ


Dr. Öğr. Üyesi Uğur Bülent KAYTANCI*

Dr. Öğr. Üyesi Tahir ÖĞÜT*

ÖZET;

İktisadi gelişmede şehirlerin olumlu etkilerinin olduğu bilinmektedir. Anılan etkilerin ortaya konulmasında başvurulan en önemli yöntemlerden biri de şehrin sosyo-ekonomik özellikleri üzerine araştırma yapılmasıdır. Böyle bir çalışma yapmak gayesiyle, bu çalışmada, ülkemizin Marmara bölgesinde bulunan, Balıkesir vilayetine bağlı Bandırma ilçesi seçilmiştir.
Tarih boyunca iktisadi açıdan zengin özelliklere sahip olan Bandırma kenti, Cumhuriyet döneminde de bu özelliğini korumuştur. Cumhuriyetin ilk yılları itibariyle önemli bir liman kenti, sanayi merkezi ve zengin bir tarım şehri olan Bandırma’nın ekonomik ve sosyal yapısının araştırılması kalkınma çabasındaki yerlere ve toplumlara ışık tutacaktır. Bu doğrultuda, çalışmamızda Bandırma’nın cumhuriyetin ilk yıllarındaki demografik, ekonomik(sanayi, ticaret ile tarım ve hayvancılık),mali ve sosyal yapısı veriler aracılığıyla ortaya konulmaktadır.
Çalışma, Bandırma’nın Cumhuriyetin ilk yıllarındaki ekonomik ve sosyal yapı özellikleri hakkında kantitatif veriler ortaya koymak ve bu verilerin sınırları içerisinde kalarak bazı değerlendirmeler yapmak amacı gütmektedir. Çalışmanın temel kaynaklarını ; “Türkiye Cumhuriyeti Başvekaleti İstatistik Umum Müdürlüğü 28 Teşşrinievel 1927Umumi Nüfus Tahriri, Fasikül 1”T. C. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü Sanayi Sayımı 1927”T. C.Başbakanlık Devlet İstatistik enstitüsü Tarım Sayımı 1927” ve “T. C. Maarif Vekaleti 1926-1927 İstatistik Yıllığı Cilt;4”  teşkil etmektedir.

Anahtar Kelimeler; Bandırma, Ekonomik ve Sosyal Yapı, Kalkınma

*Harran Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü.


18 Mart 2019 Pazartesi

Ömer Seyfettin’i tahlil etmek (Doğan Hızlan, Hürriyet Gazetesi, 16 Mart 2019)


Ömer Seyfettin’i tahlil etmek

Dünden bugüne edebiyat eserlerini tahlil ederseniz siyasete, topluma dair birçok gerçeği saptayabilirsiniz. Bu adların başında kuşkusuz Ömer Seyfettin gelir. İşte onu anlamak için okuyabileceğiniz iki kitap...
Bir yazarın kalıcılığının birkaç ölçüsü vardır. Bu ölçülerden önde geleni, yarattığı tiplerin, kahramanların bugün de aramızda dolaşmasıdır. Bu tipler, Doğu ile Batı arasındaki gelgitlerin yarattığı kültürel DNA’larımızın grafiğidir.
Esra Derya Dilek, hazırladığı ‘Gizli Mâbet’in ‘Önsöz’ünde bu ortada kalmışlık durumuna dikkat çekiyor: “‘Gizli Mâbet’ kitabının aynı adlı ilk öyküsünde; Batılı oryantalist Frenk’in Doğu kültürüne olan mistik, aşağılayıcı, irrasyonel bakış açısını ustalıkla eleştiren Ömer Seyfettin, ‘Tam Bir Görüş Adlı’ öyküde Batı kültürüyle benliğini kaybetmek suretiyle yozlaşmış sahte aydının temsilcisi Efruz Bey’i hicveder.”
Tanzimat’la başlayan Batılılaşma hareketinin sahte, taklitçi kişiler ortaya çıkarmasını eleştirir. Siyasal çatışmalar arasında sıkılıp kalmış tipleri de böyledir. Onu sadece milliyetçi bir yaftayla değerlendirmek yanlıştır, dilin sadeleşmesinden yaşamın sadeleşmesine kadar birçok değerlerin konumunu ortaya koyar.
Kültürel gülünçlük
Birçok öykünün mekânı Tokatlıyan’dır. Tokatlıyan, İstiklal Caddesi’nde idi. Her kuşağın onunla ilgili anısı vardır; Ercüment Ekrem Talu’dan Nâzım Hikmet’e, Çetin Altan’a kadar...
Özümsenmemiş, taklitçi Batı’nın eleştirisidir bu. Beyoğlu için söylediği “Ne iğrenç Garp karikatürü yarabbi!”, gerçek Batı’yla taklidin mukayesesidir. Türkiye’nin sınırından çıkar çıkmaz ‘Muhteri-Fantezi’ bugün de tüketici çılgınlığının ta kendisidir:
“Bir Muhteri -Fantezi-
Kuruş kuruş kazandığım liraları avuç avuç harç etmek benim elimden gelmez. Masrafı iradıma uydurmayı hayatımın en büyük vazifesi sayarım. Fakat ahlak gibi vazife de muhite göre değişiyor. Memleketimizin hududunu aşınca her türlü fikirlerimiz, umdelerimiz altüst oluyor. Başka hava, başka muhit, başka ufuk bizde başka temayüller uyandırıyor. Biz bunun farkında olmuyoruz.”
Hepimizden bir parça...
Farkında olmamak, bilinçli bir değerlendirmeden uzak oluşumuzdan kaynaklanıyor.
Kültürel gülünçlük benim onda bulduğum en düşünsel tat. Reşat Nuri’ye adadığı ‘Kurbağa Duası’nı okurken Anadolu’nun etkileyici insan haritasını hayal ettim. Bu öyküyü okuduktan sonra haritayı genişletmek için başka kitapları da okumak gereğini duydum, böyle bir Anadolu insanları tahlili ne kadar değişti, ne kadar kaldı, belki de okuduktan sonra karar verebiliriz. İşte okuma listesi: Reşat Nuri Güntekin, Köy Enstitülü yazarlar, Refik Halit Karay.
Melisa Aksu’nun hazırladığı ‘Asilzadeler’ ise dört parçadan oluşuyor: Efruz Bey, Ashabı Kehfimiz, Asilzadeler, Türk Bayrakları.

“Efruz Bey/Fantezi roman: Bu küçük romanı Efruz Beyefendi’nin kendisine hediye ediyorum.
Sevgili Efruz!
Hayatından şu birkaç levhayı yazarken ihtimal biraz mübalağacı göründüm. Ne yapayım? Bu benim mizacım... Bunun için kızma. Beni affet! Hem emin ol ki maksadım ne seni tahkir ne de maskara etmek... Hakikati görüldüğü gibi, edebiyat yapmadan yazmak istedim. Muvaffak oldum mu? Bilmiyorum. Fakat okuyunca samimiyetimin derecesini herkesle beraber sen de anlayacaksın. Herkes seni -bizzat kendi kadar- tanır Efruzcuğum, bugün hiç kimse sana yabancı değildir çünkü sen ‘hepimiz’ değilsen bile ‘hepimizden bir parça’sın...”
İroninin ustası
Son cümle benim hafızamda her zaman çınlamıştır. İroninin, ince alayın ustasıdır, insan sahtekârlığını bu kadar gerçekçi kaç kişi yazmıştır: “O ana kadar tamamen mabeyne mensup geçinen Ahmet Bey, velinimetinin konağından çıkarken o kadar ‘Hürriyetperver’di ki yanında Namık Kemal’le Mithat Paşa halis istibdat taraftarı kalırlardı.”
Ömer Seyfettin’i okurken geçen yılların değiştiremediği, silemediği izleri fark ettiğinizde boy aynasını kırmak isteyebilirsiniz. Çünkü birçok siyasetçi bunu kırmıştır. Bir yazarın hâlâ okunur olmasının sırlarını keşfedeceksiniz. Her yazımızda nitelediğim gibi, çok şey öğrenmek istiyorsanız, Tahir Alangu’nun ‘Ülkücü Bir Yazarın Romanı’nı mutlaka okuyun.


Gizli Mâbet, Hazırlayan: Esra Derya Dilek, 
160 sayfa, 14 TLAsilzadeler, Hazırlayan: Melisa Aksu, 160 sayfa, 14 TL

Turkuvaz Yayınları


12 Mart 2019 Salı

İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Karesi Vilayeti Tarihçesi adlı eserinin Abdullah Yılmazca sadeleştirilmiş bölümünü yayınlıyoruz



MİZYA KITASI


1


Bu günkü Karesi vilayeti tamamen Küçük Asya’(Asya Minor)nın Mizi ismi verilen kısmında idi. Zaman zaman büyüyüp küçülen ve esaslı bir çerçevesi olmayan Mizya’nın hududunu şöyle kaydedebiliriz.
Mizya kıtası, Küçük Asya’nın kuzey batısında bulunup, kuzeyden (Propontid=Marmara Denizi) batıdan(Hellespon=Çanakkale Boğazı) ve (Ege=Adalar Denizi)güneyden (Lidya, Lydia=Saruhan Sancağı)doğuda (Rindaküs, Ryndakus=Adernaz) Çayı ile sınırlandırılmıştır. Bu sınır yukarıda arz ettiğimiz gibi kesin değildir. Mizya bölgesi bazen Lidya, Biga ve kısmen(Bitinya,Bithynia=Hüdavendigar Vilayeti)ni işgal etmiş ve bazen  Bitinyalılar ile Frijyalıların (Phrigya) sayısız akınları ile daha dar bir sınır içine girerek doğuda Rindaküs ve batıdan (Ezopos,Aesepus =Gönen Çayı) çayları arasında kalmıştır. Eskiden beri Mizya kıtası iki kısma ayrılmıştır.
(Olimp, Olympene=Keşiş Dağı)dan itibaren ve Marmara Denizi sahilini takiben Çanakkale Boğazına kadar olan kısmına (Küçük Mysia) veya (Mizya Hellespontik, Mysia Hellespontus) ve kalan kısmına da Büyük Mysia denilirdi. Küçük Mizya bir zamanlar Frijya kısmına dâhil olmuş ve (Küçük Friji, Phrygia Minor) kısmını teşkil etmişti ki bu tabir sonraları umumi bir şekil almıştır.
Küçük Mizya’nın tanınan bilinen beldeleri şunlardır.
(Sizik, Cyzicus= Balkız)1(Lampisak, Lampsacus=Lâpseki)(Perkot, Percode=Burgaz)2(Abidus, Abydus=Nara Biruni civarında)(Milotopolis, Miletopolis=Mihaliç)(Apoloni, Apollonia)3(Priyapos, Priapus=Kara Biga kuzeyi)(Pemaninos, Poemanenum=Eski Manyas)(Artemea, Artemis=Gönen)(Zeleya, Zeleia=Sarıköy)(Artas, Artace =Artak=Erdek)(Panurmus, Panormus=Bandırma)
Büyük Mizya’da sayılan başlıca şehirler de bunlardır;
(Pergam=Bergama, Pergamum)(Adramityum=Edremit, Adramityum)(Arjiza=Balya Pazarköy)(Asos=Behramkale, Assus)(Truvad=Troas)Eski İstanbul civarında(Antandros)4(Gargar, Gorgara)5 Bayramiç civarında(Eskamender,Scamender=Menderes) nehri kenarında (Sepsis, Scepsis) (Blodos=Balat=Dursunbey) (Adriyanutere =Balıkesri)dir.6Mysia sınırı bu günkü Karesi vilayeti dışında bir takım araziyi yani Çanakkale, Bergama ve Hüdavendigar’ın bir kısmını içine alıyordu. Tarihçemi yalnız vilayet dâhiline sınırladığımdan dışarıda kalan kısımlar hakkında açıklama yapmayarak sırası gelince anıp geçeceğim.
Mizya kıtası eskiden beri beş kısmı içine alıyordu;
1-    Yunanistan’dan gelen Eoli (Aiolis)muhacir ahalilerine ait kıyılar bölgesi
2-    Truvad yani Çanakkale ve çevresi bölgesi.
3-    Antik Yunan göçmenleriyle içinde oturan Mizi Hellespontik veya Küçük Mysia bölgesi.
4-    (Abreten ) yani içeride Kirmasti ve çevresi. Bir aralık Balıkesir bu bölgeye dâhildi.
5-    Dolyon(Dolones) ve Sizik bölgeleri.9
NOTLAR
1-Kapıdağ yarım adası içeriğinde bilinen şehir, Belkıs Harabesi.
2-Perkot, Lâpseki ile Naraburnu arasında şu an Burgaz denilen yerde idi.
3-Abolyont (Artynia) gölündeki ada üzerinde olup (Diyana) ve (Apollon) tapınaklarına ait bazı eserler görülür. Antik Eski zamanların en bilinen şehirlerindendi.
4-Edremit Körfezinin kuzey kıyısında Yukarı Avcılar köyü civarında
5-Edremit Körfezinin kuzey kıyısında Nusretli Burnu civarında
6-Balıkesir’in eski ismi (Akirus) veya (Akiraos)dur.Mesalik el Ebsar) bundan hata olarak burayı (Memleket-i Akira) diye anıyor.
7-Hicretten (1700) sene önce Mora yarım adasında (Dori)lerin yenilmiş olan (Peloponos) kıtasında halkın çoğunun bir tarafa dağıldığından bunlardan bir kısmı (Agamemnon) sülalesinden (Klavun) ve (Malavas)in yoldaşlığıyla Truva ve Hellespont kıyılarına gelerek Gedüs çayına ilgili olan kıyıya yayılmışlardır. Ki (Ahai) takımından olan bu göçmenlere (Eolya, Aiolya) kıtasından geldikleri için (Eolid, Aiolis) denirdi. (Lespos=Midilli) ve Edremit kıyısı güneye doğru bunlarla yerleşmiştir.
8-Bunlar (İyonyan) denilen Antik Yunan kavimlerindendiler. Marmara kıyısında sömürgeleri vardı.
9-Dolyon; (Ezepos=Gönen çayı) ve (Masistos=Simav Çayı) nehirleri arasındaki Marmara kıyısından içeri doğru Manyas gölünün güneyine kadar devam eden araziye eskiden (Dolyon) ismini vermişlerdir ki Küçük Mizya ve yahut Küçük Frijya kısmına dâhildi. Dolyon kısmına dahil olan (Sizik) yerleşmesi hakkında yerine ait detaylar vardır.