2 Temmuz 2015 Perşembe

Gönenli Şehitlerimiz -I- (*) (Sedat Günay, 3 Temmuz 2015)


Gönenli Şehitlerimiz -I- (*) 
  
1. Milli Mücadele Şehitleri 

Kaymakam (Yarbay) Rahmi Bey 

1882 İstanbul İstinye doğumlu. 1898’de Harbiye’den teğmen olarak mezun olmuştur. Balkan savaşları, I.dünya savaşında görev almış, Filistin’e atandıktan sonra Çanakkale savaşlarında, Kurtuluş Savaşında görev almıştır. Rahmi Bey 1918 ‘de Kaymakam (Yarbay) olmuştur. İzmir’in işgalinden sonra 56. Fırka ile birlikte Bekir Sami Bey komutasına girmiş, Bursa’dan, İstanbul Hükümeti’nin örgütlediği Ahmet Aznavur çetesini takip için Gönen’e gönderilmiştir. Emrindeki 100 piyade, 30 süvari ve yerel milislerle giriştiği çatışmada, sayıca yetersiz kalmış birliği olan dağılınca, Balıkesir’deki  Milli Kuvvetlere katılmak üzere intikali sırasında Üçpınar köyü civarındaki dere yatağında Yunan işgal kuvvetlerinin yerli halk içinden sağladığı işbirlikçilerce pusuya düşürülme sonucu şehit edilmiştir.                 

Bu olayı haber alan Harbiye’den arkadaşı Mustafa Kemal’in çok üzüldüğü söylenir.

Belediye Reisi Hüseyin Çavuş

Bu rahmetli şehidimiz ile ilgili bilgiler; döneminde Gönen Belediye Başkanı olduğu için o bölümde yer almıştır.

Müftü Şevket Efendi

Gönen’de doğmuştur. Babası Kara Kadı namıyla bilinen Naip Hüseyin Efendi’dir. Hüseyin Efendi Amasya’dan Gönen’e Naip ( kadı vekili ) olarak atanmış, Gönen’e yerleşmiş ve buradan evlenmiştir. Akçaali Mahallesinde oturan aile, bireyleri esmer olduğu için “kara kadılar” diye tabir edilerek anılmıştır. Gönen’de Aznavur isyanını yaşamakta olduğu sırada Müftü olarak atanmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında Kuvay-ı Milliye Teşkilatı için camilerde vatanseverlik üzerine vaaz ve irşatlarda bulunmuş, Padişah ve Halifeliğin propagandalarına karşı durmuş, Aznavur Ahmet aleyhine fetvalar verip halkı milli uyanışa çağırmıştır. Vatansever bir kişiliğe sahip olan Şevket Efendi; Aznavur’un Gönen’i 2. kez işgalinin ertesi günü  4.Nisan.1920 tarihinde  evinden alınarak şehrin güneyindeki “Gerenler Bağları” mevkiinde şehit edilmiştir.                                                                                                               
Yüzbaşı Esat Bey

1882 Gönen Dereköy doğumludur. Yüzbaşılık rütbesine kadar ordu hizmeti veren Esat Bey daha sonra Sason ve Bulancak, Antalya ve İskenderun’da Kaymakamlık daha sonra da Kerek’te Mutasarrıflık (*) yapmıştır. I.dünya savaşında Amman’da esir düşmüş, savaş sürerken bir kolunu kaybetmiş ve köyüne dönmüştür. Mili Mücadele başlangıcında kurulan tabura kumanda edecek kişi bulunamayınca, 40 günlük evliliğine ve bir kolu olmamasına rağmen görevi devralmış, birliğin başına geçmiştir.  Ancak Aznavur çetelerinin baskınında şehit  olmuştur. 
__________________

(*) “Mutasarrıf” Osmanlı döneminde, şimdiki ilçe ile il arasındaki yerleşim yeri olan Sancağın en üst Yönetim görevlisidir                     
                                      
 Kırkağaç Belediye Reisi Emin Bey

Memleketinin zengin eşrafındandır. Yunan İzmir’e çıkınca derhal Soma cephesini kurmuş, müfrezesini kendi donatmış, beslemiş, talim vermiştir. Milli Mücadele Hareketinin kahraman ve fedakâr insanlarından biridir. Biga’dan Gönen’e doğru Aznavur takibi için 22 Mart 1920’de yapılan harekât sırasında Gönen’de şehit olmuştur.

Avukat Ramiz Bey

1885 yılında Selanik Drama Sancağında doğmuştur. Balkan savaşları sırasında Gönen’e göçmen olarak gelen Ramiz bey, 1.Dünya savaşında ihtiyat zabitliği yapmış,Gönen müdafa-i hukuk cemiyetine  katılmış, mili mücadele konusunda  halkı bilinçlendirmek için cami ve meydanlarda konuşmalar yapmıştır. Ancak kaderi Hüseyin çavuş ile 4.Nisan 1920 tarihinde Gerenler bağları mevkiinde şehit edilmiştir.

Abdi Beyzade Mehmet Bey

Gönen’in ilk Müslüman-Türk yerleşimcilerinden, Plevne  göçmenlerinden olan Mehmet bey Tahrirat Katip Refikliği yapmış, Gönen Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin etkin üyelerinden biri olmuştur. Gönen Askerlik Şubesi’nde kâtiplik yaparken, bir taraftan Kuvay-ı Milliye’ye hizmet ve yardım etmiş, diğer taraftan da Aznavur ile savaşmıştır. “Gâvur imam” olarak tanınan eşkıyanın adamlarınca Gönen Tarihinin kara günü olan 4.Nisan günü evinin önünde şehit edilmiştir.

Köteylili Çakır Hasan

500 yılık köy olan Gönen Köteyli köyünden olan Çakır Hasan diğer 4 Nisan şehitleri gibi 2. Aznavur isyanı sırasındaki çatışmada şehit olmuştur.  

Sedat Günay (3 Temmuz 2015)
________________________________________
Not:  Kore, Kıbrıs ve Görev şehitleri ile ilgili yazı Bölüm -II-  olarak düzenlenmiştir. Ayrıca Gönen’de doğmuş veya yaşamış olan tüm şehitlerin listesi Kaymakamlık tarafından 2008 yılında kitaplaştırılarak basılmıştır. Ancak unutulmaması bakımından şehitleri burada okuyucuya bir kez daha kısaca tanıtalım istedik. Unutmamak gerekir ki şehitler şehit olduklarında ölmezler, unutulduklarında ölürler.



6 Haziran 2015 Cumartesi

Gönen’li Milletvekiller (*) (Sedat Günay, 6 Haziran 2015)


Gönen’li Milletvekiller (*)

Osman Niyazi BURCU (1875–1955) Gönen doğumludur. Tanınmış hukukçu Av. Vedat Burcuoğlu’nun amcasıdır. Erzincan, Van, Gaziantep ve İzmir olmak üzere yurdun çeşitli yerlerinde savcılık ve yargıçlık yapmıştır. 2. Dönem Karesi, 3. Dönem Balıkesir, 4. Dönem Çanakkale, 5, 6, 7 ve 8, Dönem Balıkesir Milletvekili oldu. Yedi dönem milletvekilliği yaparak kırılması güç bir rekorun sahibi olmuştur.17 Haziran 1955’de vefat etmiştir.                  
                                                                                                            
Yahya PELVAN (1910–1984) Gönen doğumludur. Gönen’li köklü ailelerden olan Pelvan’ların en tanınmış kişisidir. Gönen Ortaokulu’nda, daha sonrada Lisesi’nde Tarih Öğretmenliği ve 1968 yılında açılışından itibaren de Lise Müdürlüğü görevinde bulunmuştur. 9.ve 10 Dönem (1950-1957) Balıkesir Milletvekili olarak görev yapan Yahya Pelvan 4 Aralık1984 tarihinde vefat etmiştir.    
                                                                    
M. Zeki YÜCETÜRK (1928-1996) Gönen doğumlu olup meslekten Ziraat Yüksek Mühendisi olarak yurdun çeşitli yerlerinde Ziraat Bölge Şefliği görevinde bulunmuştur. Tarım Bakanlığı Müsteşarlığı ve 12 yıl süreyle de Türkiye Ziraat Odaları Genel Sekreterliği görevini yürüten Yücetürk TBMM’nin 13. Dönemi’nde Balıkesir Milletvekilliği yapmıştır. 6 Aralık 1996’da vefat etmiştir.                                       
                                                        
Kemal ERDEM (1924–2005) Gönen’de doğmuş olup bu ilçeye uzun yıllar hizmet vermiş olan “Noter Hakkı”nın oğlu olarak tanınır. Uzun yıllar ticaretle iştigal ettikten sonra 1972’den itibaren Gönen Belediye Başkanlığı görevinde bulunmuştur. 14.Dönem’de Balıkesir Milletvekili olarak seçilen Kemal Erdem 1 Haziran 2005 tarihinde vefat etmiştir. 
                              
M. Niyazi GÜRER 1915 Gönen Salihiye ( Koçbayır ) köyü doğumlu. Orman Yüksek Mühendisidir. İş yaşamı Bandırma’da nakliyat ve ticaretle uğraşarak geçmiştir. Gençliğinde hep sosyal hayatın içinde olaraktan Fakülte Talebe Cemiyeti, Halkevi, Kızılay Kurumu, İdman Yurdu Kulübü başkanlıklarında bulunmuştur. 1969–1973 yıllarında 14. Dönem Balıkesir Milletvekili olmuştur. 17 Mayıs 1998’de vefat etmiştir.

İlhan ÖZBAY öğretmenler Ethem ile Nakiye ÖZBAY’ın oğulları olarak 1930 yılında Gönen’de doğmuştur. Avukat olan Özbay 1968 yılında siyasete girip beş yıl süreyle İstanbul İl Daimi Encümeni yapmıştır. TBMM’nin 15 ve 16. Dönemleri’nde İstanbul Milletvekilli olarak görev yapmış olan Özbay yaşamını halen İstanbul’da sürdürmektedir. 

İsmet Önder KIRLI 1939 Gönen doğumludur. Balıkesir Eğitim Enstitüsü ve İstanbul Hukuk Fakültesi mezunudur. Talebeliğinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü 2. Şube’de görev yapmıştır. Gürün, İstanbul, Sarıköy ve Balıkesir’de öğretmenlik görevlerinde bulunmuştur. TÖS’ün ve diğer iki öğretmen derneğinin genel sekreterlik görevlerini yürütmüş, Balıkesir Baro Başkanlığı yapmıştır, 18. ve 20. Dönem Balıkesir Milletvekili. Ankara ve Balıkesir’de yaşıyor (**).

Hüseyin BALYALI, 1942 Gönen Bayramiç Köyü doğumlu olup Eskişehir Ticari ilimler Akademisi mezunudur. Maliyeci olarak Bandırma Belediyesi’nde Hesap İşleri Müdürlüğü, Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörlüğü ile Baş Kontrolörlüğü görevlerinde bulunmuştur. Ayrıca Bursa, Diyarbakır, Ankara Defterdarlığı ve Maliye ve Gümrük Bakanlığı Müşavirliği yapmıştır.19.dönem Balıkesir Milletvekilidir.         
              
Turhan ÇÖMEZ 1965 Gönen Paşaçiftlik köyü doğumludur. İÜ Tıp Fakültesi mezunu olan Çömez Erzurum Sağlık Ocağı ve Bandırma Devlet Hastanesi’nde hekim olarak, İstanbul Vakıf Gurebâ Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı olarak çalışmıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi’nde Genel Başkan Özel Kalem Müdürlüğü ve Başkan Danışmanı olarak görev yapmıştır. 22. Dönem Balıkesir Milletvekilidir. Halen İngiltere’de yaşıyor.

Namık HAVUTÇA 20 Temmuz 1957'de Bandırma - Mısakça köyünde doğdu. Babası Hasan, annesi Nadide'dir. Ailesi Gönen Havutça Köyü’nden olup halen orada yaşamaktadır. Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi ve Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümü’nde Lisansını tamamladı. Sonrasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi ve ardından Ankara Siyasal Bilimler Fakültesinde Siyaset Bilimi üzerine yüksek lisans yaptı. Tarih öğretmeni olarak görev yaptı Bandırma İktisat Fakültesinde İnkılâp Tarihi dersleri sundu. Serbest avukat olarak çalıştı. Balıkesir Barosu Yönetim Kurulu Üyeliği görevini üstlendi.  Eğitim-İş ve Eğitim-Sen’de Yönetim Kurulu Başkanlığını üstlendi. Bandırma Belediye Meclisi Üyeliği ve CHP Grup Sözcülüğü ile Balıkesir İl Genel Meclisi CHP Grup Başkanvekilliği görevlerini yürüttü. ADD ve ÇYD gibi STK’ların yanı sıra Bandırma Arama Kurtarma Derneği, Güney Marmara Doğal ve Kültürel Çevreyi Koruma Derneği’nin de üyesi olan Havutça 24. Dönem Milletvekilliği’nin ardından şimdi de 25. Dönem Milletvekili olarak görev yapıyor. Orta düzeyde İngilizce bilen Havutça, evli ve iki çocuk babasıdır.
                                         
Ahmet AKIN 1973 Doğumlu. İlk ve ortaokulu Gönen’de okudu. İzmir Atatürk Lisesi mezunudur. 7 Haziran 2015 tarihli Genel Seçimlerde  CHP Balıkesir’den 25.Dönem Milletvekili seçilerek TBMM’ne girdi.

Bahçeşehir Üniversitesinde siyaset bilimi eğitimi gördükten sonra “Yenilebilir Enerji Kaynakları ve Üretimi” hakkında eğitim ve seminere katılarak bu konuda uzmanlaşmaya yöneldi. Enerji şirketlerinde genel müdürlük yaptı ve üst düzey yürütücü, “CEO” görevinde bulundu. Evli ve iki çocuklu olan Akın İngilizce, İtalyanca ve İspanyolca biliyor.



(*) Gönen’li milletvekili olan İrfan Solmazer hakkındaki bilgi notu “Ordu Mensupları“ başlığı altında sunalacağından burada verilmemektedir.   

(**) Önder Kırlı’nın kaleme aldığı yapıtlar şunlardır : Bir Görevin Hesabı”, “Osmanlı Meclisi Mebusanı”ndan TBMM’ye Balıkesir Milletvekileri”, “Balıkesir’de CHP’nin Tarihi”ve “Balıkesir Barosu Tarihi”.



                                            

2014 Gönen Kültür Yıllığı Hakkında (Mustafa Özcan, 6 Haziran 2015)


2014 Gönen Kültür Yıllığı Hakkında

Gönen Kültür Platformu, GKP yakında idrak edeceği birinci yılında önemli somut bir ürünü ortaya çıkarmak hedefiyle 2014 Gönen Kültür Yıllığı projesi kapsamı ile çalışmalar yürütmektedir.

GKP böyle bir “Kültür Yıllığı” ile Platform’un kendi yaptığı çalışmaların yanı sıra 2014 yılı içinde Gönen’de gerçekleştirilmiş diğer kültürel faaliyetlerinin de tanıtılıp kayıt altına alınmasını hedeflemektedir. Bu suretle, kültür alanının gelecekte daha verimli ve uyumlu bir işlev görmesi gaye olarak edinilmiş bulunmaktadır.  

Doğaldır ki, böyle bir kapsamda olması hedeflenen “Kültür Yıllığı”nın hazırlanması için 2014 yılında Gönen’deki kurum, dernek ve kuruluşlarca yapılmış olan kültürel etkinliklerin envanterinin çıkarılması gerekmektedir. Bu amaçla, 2014 yılı içinde sadece toplum geneline yönelik fazla sayıda olamayan çeşitli kurum, kuruluş ve organizasyonlarca düzenlenmiş veya gerçekleştirilmiş kültür faaliyetleri kayıt altına alınmış olacaktır. Öte yandan, envanterin ileriki yıllarda yapılacak kültür planlamaları için “veri tabanı ve göstergeler” mahiyeti ile kullanılabilecek şekilde hazırlanarak kayda alınması öngörülmektedir.

Kültür Yıllığı”na konu olacak kültürel faaliyetleri yapabilecek kurum,  kuruluş ve organizasyonlar olarak Kaymakamlığın ilgili birimleri ve Belediye Kültür İşleri gibi resmi kurumlar, oda, vakıf, dernek ve birlik şeklindeki STK’lar, şirket veya şahıs şeklindeki özel tüzel kişilikler ile tüzel kişiliği olmaksızın genel için kültürel faaliyet gösterenler olduğu kayda geçirilmiştir.

Gönen Kültür Platformu tarafınca “Kültür Yıllığı”na konulması ön görülen materyal olarak GKP-Blog’ta başlangıcından bu yana yayımlanmış ve de yayımlanacak olan makale, yazı ve etkinlik duyurusu niteliğindeki görsel malzeme ve metinlerdir.
Bu kapsamda saptananlar olarak başta tarafımca hazırlanmış Gönen ile ilgili 10 civarında makale ile kitap tanıtım yazısı ve zaman içinde bunlara eklenecek olanlar olmak üzere Sedat Günay tarafından Gönen’li olarak tanınmış milletvekilleri, ordu mensupları, akademisyenler, sporcular v.b. kişileri konu edinen yazılardır. Bu yazılar için Günay’ın başlangıç ifadesini alıntılayarak

“Gönen Kültür Platformu olarak ; ‘Gönen’de doğmuş veya yetişmiş;  mesleki başarısı, veya özel yeteneği ile Gönen sınırlarını aşarak, en az yurt çapında başarı, şöhret edinerek iz bırakmış hemşerilerimizin’  kısa yaşamlarını, çalışmalarını aktararak tarihe not düşülmesini hedefledik. Bu isimleri belirlerken; saydığımız ilkelerden hareket ederek adil olmaya gayret ettik.”

şeklindeki kabul ve düşüncelerini belirteyim. Bu kapsamda ilk olarak Gönen’li Milletvekilleri ile yazısı yayımlanmaktadır. Gönen’li tanınmışlar yazı dizisi içinde belediye başkanları Abdurrahman Kural tarafından, sanayici ve iş adamaları ise tarafımca hazırlanacaktır.


Mustafa Özcan (6 Haziran 2015)




16 Mayıs 2015 Cumartesi

30. Gönen Kültür Platformu Toplantısı (Abdullah Yılmaz, 16 Mayıs 2015)


Bir Platform Toplantısı Daha Geçti

Gönen kültür yaşamına katkı sağlamayı hedefleyen Gönen Kültür Platformu 14 Mayıs Perşembe akşamı toplantısını gerçekleştirdi.

Mustafa Özcan üç yıllık bir süreçte "Gönen Kültür Yıllığı" hazırlamanın gerekliliğini açıkladı. Yıllıkta ilçe çapında belediyenin, sivil toplum örgütlerinin, kültürel ve sanatsal etkinlikleri toplanacak, basılı hale getirilecek.  Bu yayından sonra Gönen’in değerlerinin inceleneceği Gönen Ansiklopedisi oluşturulacak. Bu konuda Sedat Günay’ın araştırmaları ve Hikmet Küçükköse’nin tecrübeleri önemli rol oynuyor.

Platformun çalışmaları Gönen ve çevre köylerden ibaret olmayacak. Bandırma’dan Karacabey’e kadar Güney Marmara bölümünde çalışmalar devam edecek. Bundan sonra bu bölümün insan, kültür, biyosfer, tarih açılarından uluslar arası bilinirlik ve farkındalık yaratılacak.

Milattan Önce ikinci bin yıla kadar giden tarihiyle, ona yakın kurulan medeniyetiyle Anadolu’nun bu bölgesinin araştırılması bir eksikliği giderecektir.

Abdullah Yılmaz (16 Mayıs 2015)


12 Mayıs 2015 Salı

Gönen’de Arkeoloji, Tarih ve Müzecilik (Mustafa Özcan, 13 Mayıs 2015)


Gönen’de Arkeoloji, Tarih ve Müzecilik


Yerleşim tarihi Milattan Önce VI. Yüzyıla kadar uzanan bir geçmişe gidiyor olmasına karşın Gönen’in sadece açık hava tarzı “Mozaik Müzesi” adıyla sahipsiz “müzemsi” bir yeri olmasının oldukça garipsenecek bir durum sunduğunu söylemek herhalde yanlış bir değerlendirme olmasa gerekir.

Bu duruma kaynaklık eden nedenler araştırıldığında, herkesin kolayca anlayacağı gibi, hemen ilk neden olarak kent ve yöre halkında bu konulara yönelik olarak bir merak eksikliğinin var olması, bunun da ilgisizliğe ve umursamazlığa yol açarak belirtilen duruma gelinmiş olması olduğu anlaşılır.

Ancak, merak eksikliğinin kökeninde neler yattığı konusunda bir arayış içinde olup kendimize bu durumda nasıl bir sonuç ile karşılaşırız diye sorarsak, işte o zaman köken nedene gelmiş oluruz diye düşünüyorum. Unutmamak gerekir ki, bir bölgenin, yörenin, yerleşimin ve kentin arkeolojisi oraya yönelik doğa ve kültürel (sosyal, etnik, ekonomik ve politik) tarih bilgisi ile koşut olarak oluşur ve gelişir. 

Bu bakımdan şimdilik, yazı öncesi doğa tarihini konu dışı tutup yazılı kültür tarihi bağlamındaki gelişmeler yönü ile Gönen’e bakalım. Yörenin, Gönen’e ilk yerleşimin başladığı 2300 yılın öncesinden itibaren bu yana bölgede egemenlik kurmuş belli başlı 10 kültür döneminden geçtiği bilinmektedir: Bunlar sırasıyla Misya, Lidya, Pers, Makedon, Roma, Bizans, Selçuklu, Karesi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleridir.

Bu kapsamda yöre insanının ilgisinin hangi dönemlere yönelik olduğu arandığında Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyet olduğu hemen anlaşılır. Bunun nedeni ise açıktır. Bilindiği gibi nüfusun büyük çoğunluğu 19. Yüzyıl ikinci yarısı ile 20. Yüzyılın birinci yarısında Balkanlar, Kırım ve Kafkaslardan göç ederek gelmişlerin ortaya koyduğu bir etnik bileşimden oluştuğundan tarih konusundaki ilgi de sadece bu son yüzelli yıllık dönemi kapsamaktadır.

Ancak bu durumu bir mazeret olarak görmenin ne denli olumsuzluklar yaratacağını bilmek gerekir. İlkin unutmamak gerekir ki, bir bölgenin bir dönemdeki sahibi olmak bu durum oranın tarihsel sahipliliğini sağlamaz. Gerçek sahiplilik tarihsel ve dönemsel sahipliliğin birlikteliği ile oluşacağından böyle bir durum nedeni ile ortaya çıkmış olan sorun sadece bölgenin en eskisinden başlayarak tüm tarihine sahip çıkılarak giderilebilir.

Yani Gönenlilik konusundaki kollektif belleğimizin tarihe olan ilgisini son dönem Osmanlı ve Cumhuriyet’ten de öte Misyalılara dek sahip çıkacak kadar genişletmeliyiz. Ancak görüldüğü gibi, göçmen oluşumuzdan kaynak alarak ortaya çıkmış olan tarihe yönelik kolektif bellek ve buna bağlı olarak oluşan Gönen’in kültürel tarihine olan ilgimiz sadece son dönem Osmanlı ve Cumhuriyet ile kısıtlı kalmaktadır. Yani sözün kısası bizim için Gönen tarihi buraya yerleşikleştiğimizden itibaren başlamaktadır.


Böylece diyebiliriz ki, biz aşkın değil içkin bir tarih anlayışını temsilcileriyiz.


Mustafa Özcan (13 Mayıs 2015)


26 Nisan 2015 Pazar

Soyadlar, Hane Halkları, Köyden Kente Göç ve Bu Bağlamda Gönen’li Özcan Ailesi’ni Durumuna Dair (Mustafa Özcan, 26 Nisan 2015)


Soyadlar, Hane Halkları, Köyden Kente Göç ve Bu Bağlamda Gönen’li Özcan Ailesi’ni Durumuna Dair

Soyadlar, hane halkları, köyden kente göç olgusu ve bu olguların Gönenli Özcan ailesi örneğinde özgül arka plan nedenleri bağlamında sosyo-demografik açıdan irdelenmesi

Makalede başlık ve alt başlıkta sözü edildiği gibi, soyadlar konusunun geneline ve Gönen’de hızı son yıllarda önemli düzeyde artış göstermiş olan köyden kente göç olgusunun demografik geneli ile özel olarak bu göç bağlamında Gönen’li Özcan ailesinin tarihsellik sunan nedenlerinin durumuna kısa da olsa değinilmektedir.

Soyadlar gibi özgün bir temaya giriş yapmak için ilkin konunun geneli ile ilgili istatistiki verilere dayalı global bir görüş elde edilmelidir. Ancak bu durumda bütünsel bir yaklaşımın sağlanabileceğinden hareketle, önce Türkiye’deki hane halkı, aile ve soyadı olgusunu anlamaya yönelik olarak üç istatistiki göstergeye ve ardından da iç göç olgusuna dair verilere bir göz atmanın yararlı ve gerekli olduğunu düşünüyorum.

***
Türkiye hane halkı sayısı 20 milyon civarındadır. Aile sayısı hakkında ise sadece tahmini olarak verilen yaklaşık bir büyüklük değeri ile ilgili bilgi bulunabilmektedir. Bu da, 20 milyon olan hane halkı ile oranlanarak bulunan 13 milyon değerine karşılık gelmektedir ki bu rakam civarında olan daha başkaca yapılmış tahmini değerler bulunduğundan söz konusu verinin yaklaşık da olsa gerçeği ifade ettiği söylenebilir.

Öte yandan, üçüncü bilinmesi gereken bir olgu olarak mevcut soyadların toplam sayılarının dağılımı hakkındaysa yeterli hiç bir bilgi bulunamamıştır. Bununla birlikte nüfus kaydı verilerine dayalı olarak 2008’de yapılmış bir değerlendirmeye göre en çok kullanılan ilk beş soyadının sayısının çoktan aza olan sırasıysa şöyle verilmektedir: Yılmaz, kaya, demir, şahin ve çelik.

Bunlar ve devamında en çok bulunan 15 soyadının anlam içeriği incelendiğinde, çoğunun, hatta neredeyse hepsinin yukarıdakiler gibi güç, kuvvet ve iktidar istencine yönelik bir anlam kümesine dâhil sözcüklerden oluştuğu görülür.

Ayrıca bu durum, J. Derrida tarzı yapısökümsel yaklaşımla irdelendiğinde de, Türk insanının 1930’ların ortasındaki soyadı seçimi sırasında güçlü olma yönünde karşı konulmaz bir arayışın içinde olduğunun ipuçlarını verir. Gene bunun sadece o döneme ait bir olgu olmaktan öte bugün için de genel geçer bir durum olduğunu söylersek yanlış bir görüş ifade etmiş olmayız sanırım.

Buradan da anlaşılacağı gibi, özgül inceleme konusunun odağına alacağımız soyadı olan Özcan sözcüğü, görülme sıklığı yönü ile Ülke’mizde en çok tercih edilen ilk beş arasına girememektedir. Bununla birlikte, ayrıca yapılan karşılaştırmalı bir irdelemeden ortaya çıkan sonuca göreyse de, ilk 25’in sonlarına yer tutabileceği anlaşılmaktadır ki bu da yukarıda çok kullanımda olduğu belirtilen güç istencine yönelik anlam ulamının anti tezi olan hümanistik-insancıl yaklaşımlı kümeye dâhil olduğunu gösterir. Bu da, bu tür insancıl anlamlı soyadların seçimine yönelik talebin o zamanlar ne denli düşük olduğunun bir göstergesidir.

Bu durumda, çatışan diyalektik iki çift olarak belirlediğim bu ikili anlam gruplaşmasından herkes gibi insancıl, eşit ve adil olmayı istemeye yönelik hümanistik eğilimli olan birincisine karşılık ötekinden daha güçlü olabilmeye yönelik güç istenci talebinin temsilcisi soyadlar olarak ikincisinin soyadı seçme işinde yüksek bir tercihe mazhar olduğu görülmektedir.

Böylece de, Nietzsche’nin insan için “kozmik” temel kavram olarak belirlediği güç istencinin, insani yaradılışın genelini belirlemesi ile ilgili olarak ileri sürdüğü görüşünün haklılığı da burada bir kez daha tescil edilmiş olmaktadır (*).

***
Öte yandan, Türkiye genelinde kırsal-kentsel alanlar arası göç olgusunun boyutlarını gösteren bulgularla ile ilgili olarak yuvarlak bir bilgi sahipliliği için aşağıda verilen tablonun irdelenmesinin yeterli olacağı kanısındayım.

Yerleşim Yerleri Arasında Göç Eden Nüfustaki Oranı (%) (**)

Yerleşim Yerleri 1975–1980    1980–1985  1985–1990  1995–2000

Kentten-Kente      48,90            56,18            62,18         57,80
Köyden-Kente      17,02            22,53            17,95         17,46
Kentten-Köye       19,33            12,84            12,60         20,06
Köyden-Köye       14,75              8,45              7,27           4,68
Toplam                100,00          100,00          100,00       100,00

Tablodan anlaşılacağı üzere kentten-kente göç olgusu halen en büyük paya sahip olaraktan başatlığını sürdürmektedir. Köyden-kente göç olgusu ise1980–1985 arası zirve yapmış olaraktan şimdilerde yerini yavaşça kentten-köye göç olgusuna bırakmaktadır.

***
Bu yönelimlere genel bakıştan sonra 13 milyon aileden biri olarak bireyleri şimdi Türkiye’nin çeşitli kentlerinde yaşıyor olmakla birlikte bir zamanlar Balıkesir/Gönen Rüstem Mahalleli olarak bilinen Özcan Ailesi’nin köyden kasabaya göçü hakkında kısa bir değinmede bulunmak istiyorum.

İsviçre’den alınan, 1935 yılının başında yürürlüğe giren Soyadı Kanunu’na göre Hicri 1316, Miladi 1900 Gönen Hasanbey Köyü doğumlu “Molla” Mustafa (1864-1947) Oğlu Hüseyin  tarafından benimsenip alınan Özcan soyadı 2014 sonu itibari ile şimdilerde bir mahalle olan o zamanların Köyü’ndeki tüm “Molla Sülalesi” diye bilinen bireyler için geçerli olmuştur.

Hal böyle olunca babasoylu olan bu soy kütüğüne göre zaman içinde ayni önada sahip kişiler oluşmuş olduğundan çeşitli ad/soyad ortaklıkları ortaya çıkmıştır. Buna bir örnek olarak da Özcan sülalesinde “Mustafa” ortak adı olan vefat etmiş üç kişinin ve 2015 başı itibari ile de halen yaşamda olan diğer iki kişinin bulunduğu verilebilir.

Ailenin menşei olan Hasanbey Köyü bazı bilgilere göre 1884’te Bulgaristan’dan ‘93 Harbi (1877-‘78) tehciriyle gelen bir Pomak topluluğunca kurulmuştur. Yukarıda sözü edilen “Molla” Mustafa’nın köyün dört kurucusundan biri olduğu belirtilmektedir. Molla Mustafa ayni zamanda da köyün de ilk muhtarıdır (***).

Hasanbey Köyü’nün geçmişinde Kasaba’ya göçle oluşan mekânsal ayrışmaya yönelik ilk önemli örnek olarak “Molla” Mustafa (Özcan) Oğlu Hüseyin Özcan’ın ailesi ile birlikte 1946 yılında Köy’den Rüstem Mahallesi’nde Lütfü Kurtulmuş’tan satın aldığı bir eve taşınması görülebilir. Çünkü geride kalanlar kasabada esnaf veya sanatkâr olma yerine köyde kırsal tarzın gereği olan zirai yaşamı devam ettirmeye kararlı bir tavırla sınıf değiştirmeme konusunda ısrarlı olmuşlardır(****).

Hüseyin Özcan’ın ailesini alarak Gönen’e geliş nedenleri arasında, 1922 doğumlu büyük oğlu Mustafa’nın Eskişehir Hava Üssü’nde asker iken hastalandığından ameliyat edilirken 1945’te vefatı ile küçük oğlu İbrahim’in 1946’daki evlenme ve askere gitme sürecinde olması gösterilebilir.  

Ayrıca, Ankara’da 12 Haziran 1945'te, TBMM’nde Dörtlü Takrir adıyla bilinen çok partili döneme geçişteki ilk adım sayılabilecek siyasi gelişmenin Hüseyin Özcan’ın yereldeki siyasi konumundan ötürü bu göç kararını az da olsa yönlendirmiş olabileceğini, bundan dolayı da nedenler arasında sayılabileceğini söyleyebiliriz.

***
Cumhuriyeti’nin, 90 yılı aşkın bir değişim sonrasında kırsal-kentsel demografik ideali bağlamında kent lehine beşte birden az olan nüfusunu yarı orana eriştirmiş olması, Ülke’mizin refah, kalkınma, ilerleme ve birlik yönünden bu özel ve kendine özgü Anadolu coğrafyasında ortaya koyduğu bir başarı öyküsünden söz etmek yerinde olacaktır.

Mustafa Özcan (26 Nisan 2015)
_________________________________________

 (*) Anlamı için bknz: http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BC%C3%A7_%C4%B0stenci
 (**) http://journal.dogus.edu.tr/index.php/duj/article/viewFile/35/53
(***) Hasanbey Köyü hakkında daha geniş bilgi için bakınız: Akkuş, Tacettin, Gönen ve Köyleri Tarihçesi, Ekin Yayıncılık İstanbul, 2001, s 112-113.

(****)  Bitişiğinde bulunan Rüstem Camii’ne arsası avlu olarak dâhil edilmek üzere yıkılmış olan Kavaklı Osman Bey Caddesi 25. Sokak’taki 1 Numaralı ev