Sn. Fundagül Apak'ın "Ömer Seyfettin'in Değiştirilen AND'ı" adlı makalesine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Gönen Kültür Platformu, GKP’nin Vizyon ve Misyonu: Güney Marmara coğrafyasının merkezindeki yüzük taşı Gönen ve Çevresi’nin mitlerini, masallarını, tarihini, ekolojik, kültürel ve doğal varlıklarını, folklorik değerlerini, gelenek ve göreneklerini yurda ve dünyaya tanıtarak maddi ve düşünsel bir Gönen Kültür Derlemesini oluşturmak.
7 Temmuz 2015 Salı
2 Temmuz 2015 Perşembe
Gönenli Şehitlerimiz -I- (*) (Sedat Günay, 3 Temmuz 2015)
Gönenli Şehitlerimiz -I- (*)
1. Milli Mücadele Şehitleri
Kaymakam (Yarbay) Rahmi Bey
1882 İstanbul İstinye doğumlu. 1898’de Harbiye’den teğmen olarak mezun olmuştur. Balkan savaşları, I.dünya savaşında görev almış, Filistin’e atandıktan sonra Çanakkale savaşlarında, Kurtuluş Savaşında görev almıştır. Rahmi Bey 1918 ‘de Kaymakam (Yarbay) olmuştur. İzmir’in işgalinden sonra 56. Fırka ile birlikte Bekir Sami Bey komutasına girmiş, Bursa’dan, İstanbul Hükümeti’nin örgütlediği Ahmet Aznavur çetesini takip için Gönen’e gönderilmiştir. Emrindeki 100 piyade, 30 süvari ve yerel milislerle giriştiği çatışmada, sayıca yetersiz kalmış birliği olan dağılınca, Balıkesir’deki Milli Kuvvetlere katılmak üzere intikali sırasında Üçpınar köyü civarındaki dere yatağında Yunan işgal kuvvetlerinin yerli halk içinden sağladığı işbirlikçilerce pusuya düşürülme sonucu şehit edilmiştir.
Bu olayı haber alan Harbiye’den arkadaşı Mustafa Kemal’in çok üzüldüğü söylenir.
Belediye Reisi Hüseyin Çavuş
Bu rahmetli şehidimiz ile ilgili bilgiler; döneminde Gönen Belediye Başkanı olduğu için o bölümde yer almıştır.
Müftü Şevket Efendi
Gönen’de doğmuştur. Babası Kara Kadı namıyla bilinen Naip Hüseyin Efendi’dir. Hüseyin Efendi Amasya’dan Gönen’e Naip ( kadı vekili ) olarak atanmış, Gönen’e yerleşmiş ve buradan evlenmiştir. Akçaali Mahallesinde oturan aile, bireyleri esmer olduğu için “kara kadılar” diye tabir edilerek anılmıştır. Gönen’de Aznavur isyanını yaşamakta olduğu sırada Müftü olarak atanmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında Kuvay-ı Milliye Teşkilatı için camilerde vatanseverlik üzerine vaaz ve irşatlarda bulunmuş, Padişah ve Halifeliğin propagandalarına karşı durmuş, Aznavur Ahmet aleyhine fetvalar verip halkı milli uyanışa çağırmıştır. Vatansever bir kişiliğe sahip olan Şevket Efendi; Aznavur’un Gönen’i 2. kez işgalinin ertesi günü 4.Nisan.1920 tarihinde evinden alınarak şehrin güneyindeki “Gerenler Bağları” mevkiinde şehit edilmiştir.
Yüzbaşı Esat Bey
1882 Gönen Dereköy doğumludur. Yüzbaşılık rütbesine kadar ordu hizmeti veren Esat Bey daha sonra Sason ve Bulancak, Antalya ve İskenderun’da Kaymakamlık daha sonra da Kerek’te Mutasarrıflık (*) yapmıştır. I.dünya savaşında Amman’da esir düşmüş, savaş sürerken bir kolunu kaybetmiş ve köyüne dönmüştür. Mili Mücadele başlangıcında kurulan tabura kumanda edecek kişi bulunamayınca, 40 günlük evliliğine ve bir kolu olmamasına rağmen görevi devralmış, birliğin başına geçmiştir. Ancak Aznavur çetelerinin baskınında şehit olmuştur.
__________________
(*) “Mutasarrıf” Osmanlı döneminde, şimdiki ilçe ile il arasındaki yerleşim yeri olan Sancağın en üst Yönetim görevlisidir
Kırkağaç Belediye Reisi Emin Bey
Memleketinin zengin eşrafındandır. Yunan İzmir’e çıkınca derhal Soma cephesini kurmuş, müfrezesini kendi donatmış, beslemiş, talim vermiştir. Milli Mücadele Hareketinin kahraman ve fedakâr insanlarından biridir. Biga’dan Gönen’e doğru Aznavur takibi için 22 Mart 1920’de yapılan harekât sırasında Gönen’de şehit olmuştur.
Avukat Ramiz Bey
1885 yılında Selanik Drama Sancağında doğmuştur. Balkan savaşları sırasında Gönen’e göçmen olarak gelen Ramiz bey, 1.Dünya savaşında ihtiyat zabitliği yapmış,Gönen müdafa-i hukuk cemiyetine katılmış, mili mücadele konusunda halkı bilinçlendirmek için cami ve meydanlarda konuşmalar yapmıştır. Ancak kaderi Hüseyin çavuş ile 4.Nisan 1920 tarihinde Gerenler bağları mevkiinde şehit edilmiştir.
Abdi Beyzade Mehmet Bey
Gönen’in ilk Müslüman-Türk yerleşimcilerinden, Plevne göçmenlerinden olan Mehmet bey Tahrirat Katip Refikliği yapmış, Gönen Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin etkin üyelerinden biri olmuştur. Gönen Askerlik Şubesi’nde kâtiplik yaparken, bir taraftan Kuvay-ı Milliye’ye hizmet ve yardım etmiş, diğer taraftan da Aznavur ile savaşmıştır. “Gâvur imam” olarak tanınan eşkıyanın adamlarınca Gönen Tarihinin kara günü olan 4.Nisan günü evinin önünde şehit edilmiştir.
Köteylili Çakır Hasan
500 yılık köy olan Gönen Köteyli köyünden olan Çakır Hasan diğer 4 Nisan şehitleri gibi 2. Aznavur isyanı sırasındaki çatışmada şehit olmuştur.
Sedat Günay (3 Temmuz 2015)
________________________________________
Not: Kore, Kıbrıs ve Görev şehitleri ile ilgili yazı Bölüm -II- olarak düzenlenmiştir. Ayrıca Gönen’de doğmuş veya yaşamış olan tüm şehitlerin listesi Kaymakamlık tarafından 2008 yılında kitaplaştırılarak basılmıştır. Ancak unutulmaması bakımından şehitleri burada okuyucuya bir kez daha kısaca tanıtalım istedik. Unutmamak gerekir ki şehitler şehit olduklarında ölmezler, unutulduklarında ölürler.
6 Haziran 2015 Cumartesi
Gönen’li Milletvekiller (*) (Sedat Günay, 6 Haziran 2015)
Gönen’li
Milletvekiller (*)
Osman Niyazi BURCU (1875–1955) Gönen doğumludur. Tanınmış hukukçu Av.
Vedat Burcuoğlu’nun amcasıdır. Erzincan, Van, Gaziantep ve İzmir olmak üzere yurdun
çeşitli yerlerinde savcılık ve yargıçlık yapmıştır. 2. Dönem Karesi, 3. Dönem
Balıkesir, 4. Dönem Çanakkale, 5, 6,
7 ve 8, Dönem Balıkesir Milletvekili oldu. Yedi dönem milletvekilliği yaparak
kırılması güç bir rekorun sahibi olmuştur.17 Haziran 1955’de vefat etmiştir.
Yahya PELVAN (1910–1984) Gönen doğumludur.
Gönen’li köklü ailelerden olan Pelvan’ların en tanınmış kişisidir. Gönen
Ortaokulu’nda, daha sonrada Lisesi’nde Tarih Öğretmenliği ve 1968 yılında
açılışından itibaren de Lise Müdürlüğü görevinde bulunmuştur. 9.ve 10 Dönem
(1950-1957) Balıkesir Milletvekili olarak görev yapan Yahya Pelvan 4 Aralık1984
tarihinde vefat etmiştir.
M. Zeki YÜCETÜRK (1928-1996) Gönen doğumlu
olup meslekten Ziraat Yüksek Mühendisi olarak yurdun çeşitli yerlerinde Ziraat
Bölge Şefliği görevinde bulunmuştur. Tarım Bakanlığı Müsteşarlığı ve 12 yıl süreyle
de Türkiye Ziraat Odaları Genel Sekreterliği görevini yürüten Yücetürk TBMM’nin
13. Dönemi’nde Balıkesir Milletvekilliği yapmıştır. 6 Aralık 1996’da vefat
etmiştir.
Kemal ERDEM (1924–2005) Gönen’de doğmuş olup bu ilçeye uzun
yıllar hizmet vermiş olan “Noter Hakkı”nın oğlu olarak tanınır. Uzun yıllar ticaretle
iştigal ettikten sonra 1972’den itibaren Gönen Belediye Başkanlığı görevinde
bulunmuştur. 14.Dönem’de Balıkesir Milletvekili olarak seçilen Kemal Erdem 1
Haziran 2005 tarihinde vefat etmiştir.
M. Niyazi GÜRER 1915 Gönen Salihiye ( Koçbayır ) köyü doğumlu. Orman Yüksek Mühendisidir.
İş yaşamı Bandırma’da nakliyat ve ticaretle uğraşarak geçmiştir. Gençliğinde hep
sosyal hayatın içinde olaraktan Fakülte Talebe Cemiyeti, Halkevi, Kızılay Kurumu,
İdman Yurdu Kulübü başkanlıklarında bulunmuştur. 1969–1973 yıllarında 14. Dönem
Balıkesir Milletvekili olmuştur. 17 Mayıs 1998’de vefat etmiştir.
İlhan ÖZBAY öğretmenler Ethem ile
Nakiye ÖZBAY’ın oğulları olarak 1930 yılında Gönen’de doğmuştur. Avukat olan
Özbay 1968 yılında siyasete girip beş yıl süreyle İstanbul İl Daimi Encümeni
yapmıştır. TBMM’nin 15 ve 16. Dönemleri’nde İstanbul Milletvekilli olarak görev
yapmış olan Özbay yaşamını halen İstanbul’da sürdürmektedir.
İsmet Önder KIRLI 1939 Gönen doğumludur.
Balıkesir Eğitim Enstitüsü ve İstanbul Hukuk Fakültesi mezunudur. Talebeliğinde
İstanbul Emniyet Müdürlüğü 2. Şube’de görev yapmıştır. Gürün, İstanbul, Sarıköy
ve Balıkesir’de öğretmenlik görevlerinde bulunmuştur. TÖS’ün ve diğer iki
öğretmen derneğinin genel sekreterlik görevlerini yürütmüş, Balıkesir Baro
Başkanlığı yapmıştır, 18. ve 20. Dönem Balıkesir Milletvekili. Ankara ve
Balıkesir’de yaşıyor (**).
Hüseyin BALYALI, 1942 Gönen Bayramiç Köyü
doğumlu olup Eskişehir Ticari ilimler Akademisi mezunudur. Maliyeci olarak Bandırma
Belediyesi’nde Hesap İşleri Müdürlüğü, Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörlüğü ile
Baş Kontrolörlüğü görevlerinde bulunmuştur. Ayrıca Bursa, Diyarbakır, Ankara Defterdarlığı
ve Maliye ve Gümrük Bakanlığı Müşavirliği yapmıştır.19.dönem Balıkesir Milletvekilidir.
Turhan ÇÖMEZ 1965 Gönen
Paşaçiftlik köyü doğumludur. İÜ Tıp Fakültesi mezunu olan Çömez Erzurum Sağlık Ocağı
ve Bandırma Devlet Hastanesi’nde hekim olarak, İstanbul Vakıf Gurebâ Hastanesi’nde
Genel Cerrahi Uzmanı olarak çalışmıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi’nde Genel
Başkan Özel Kalem Müdürlüğü ve Başkan Danışmanı olarak görev yapmıştır. 22.
Dönem Balıkesir Milletvekilidir. Halen İngiltere’de yaşıyor.
Namık HAVUTÇA 20 Temmuz
1957'de Bandırma - Mısakça köyünde doğdu. Babası Hasan, annesi Nadide'dir.
Ailesi Gönen Havutça Köyü’nden olup halen orada yaşamaktadır. Balıkesir
Necati Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi ve Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümü’nde Lisansını
tamamladı. Sonrasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi ve
ardından Ankara Siyasal Bilimler Fakültesinde Siyaset Bilimi üzerine yüksek lisans yaptı.
Tarih
öğretmeni olarak görev yaptı Bandırma İktisat Fakültesinde İnkılâp Tarihi
dersleri sundu. Serbest avukat olarak çalıştı. Balıkesir Barosu Yönetim Kurulu
Üyeliği görevini üstlendi. Eğitim-İş
ve Eğitim-Sen’de Yönetim Kurulu Başkanlığını üstlendi. Bandırma Belediye
Meclisi Üyeliği ve CHP Grup Sözcülüğü ile Balıkesir İl Genel Meclisi CHP Grup
Başkanvekilliği görevlerini yürüttü. ADD ve ÇYD gibi STK’ların yanı sıra
Bandırma Arama Kurtarma Derneği, Güney Marmara Doğal ve Kültürel Çevreyi Koruma
Derneği’nin de üyesi olan Havutça 24. Dönem Milletvekilliği’nin ardından şimdi de
25. Dönem Milletvekili olarak görev yapıyor. Orta düzeyde İngilizce bilen
Havutça, evli ve iki çocuk babasıdır.
Ahmet AKIN 1973 Doğumlu.
İlk ve ortaokulu Gönen’de okudu. İzmir Atatürk Lisesi mezunudur. 7 Haziran 2015
tarihli Genel Seçimlerde CHP Balıkesir’den 25.Dönem Milletvekili seçilerek
TBMM’ne girdi.
Bahçeşehir
Üniversitesinde siyaset bilimi eğitimi gördükten sonra “Yenilebilir Enerji Kaynakları
ve Üretimi” hakkında eğitim ve seminere katılarak bu konuda uzmanlaşmaya
yöneldi. Enerji şirketlerinde genel müdürlük yaptı ve üst düzey yürütücü, “CEO”
görevinde bulundu. Evli ve iki çocuklu olan Akın İngilizce, İtalyanca ve
İspanyolca biliyor.
(*) Gönen’li milletvekili olan İrfan Solmazer
hakkındaki bilgi notu “Ordu Mensupları“ başlığı altında sunalacağından burada
verilmemektedir.
(**)
Önder Kırlı’nın kaleme aldığı yapıtlar şunlardır : Bir Görevin Hesabı”,
“Osmanlı Meclisi Mebusanı”ndan TBMM’ye Balıkesir Milletvekileri”, “Balıkesir’de
CHP’nin Tarihi”ve “Balıkesir Barosu Tarihi”.
2014 Gönen Kültür Yıllığı Hakkında (Mustafa Özcan, 6 Haziran 2015)
2014 Gönen Kültür Yıllığı Hakkında
Gönen Kültür Platformu, GKP yakında idrak edeceği birinci yılında önemli
somut bir ürünü ortaya çıkarmak hedefiyle 2014 Gönen Kültür Yıllığı projesi
kapsamı ile çalışmalar yürütmektedir.
GKP böyle bir “Kültür Yıllığı” ile Platform’un kendi yaptığı çalışmaların
yanı sıra 2014 yılı içinde Gönen’de gerçekleştirilmiş diğer kültürel
faaliyetlerinin de tanıtılıp kayıt altına alınmasını hedeflemektedir. Bu
suretle, kültür alanının gelecekte daha verimli ve uyumlu bir işlev görmesi
gaye olarak edinilmiş bulunmaktadır.
Doğaldır ki, böyle bir kapsamda olması hedeflenen “Kültür Yıllığı”nın
hazırlanması için 2014 yılında Gönen’deki kurum, dernek ve kuruluşlarca
yapılmış olan kültürel etkinliklerin envanterinin çıkarılması gerekmektedir. Bu
amaçla, 2014 yılı içinde sadece toplum geneline yönelik fazla sayıda olamayan çeşitli
kurum, kuruluş ve organizasyonlarca düzenlenmiş veya gerçekleştirilmiş kültür
faaliyetleri kayıt altına alınmış olacaktır. Öte yandan, envanterin ileriki
yıllarda yapılacak kültür planlamaları için “veri tabanı ve göstergeler” mahiyeti
ile kullanılabilecek şekilde hazırlanarak kayda alınması öngörülmektedir.
Kültür Yıllığı”na konu olacak kültürel faaliyetleri yapabilecek kurum, kuruluş ve organizasyonlar olarak Kaymakamlığın
ilgili birimleri ve Belediye Kültür İşleri gibi resmi kurumlar, oda, vakıf, dernek
ve birlik şeklindeki STK’lar, şirket veya şahıs şeklindeki özel tüzel
kişilikler ile tüzel kişiliği olmaksızın genel için kültürel faaliyet
gösterenler olduğu kayda geçirilmiştir.
Gönen Kültür Platformu tarafınca “Kültür Yıllığı”na konulması ön görülen
materyal olarak GKP-Blog’ta başlangıcından bu yana yayımlanmış ve de
yayımlanacak olan makale, yazı ve etkinlik duyurusu niteliğindeki görsel
malzeme ve metinlerdir.
Bu kapsamda saptananlar olarak başta tarafımca hazırlanmış Gönen ile
ilgili 10 civarında makale ile kitap tanıtım yazısı ve zaman içinde bunlara eklenecek
olanlar olmak üzere Sedat Günay tarafından Gönen’li olarak tanınmış milletvekilleri,
ordu mensupları, akademisyenler, sporcular v.b. kişileri konu edinen
yazılardır. Bu yazılar için Günay’ın başlangıç ifadesini alıntılayarak
“Gönen
Kültür Platformu olarak ; ‘Gönen’de doğmuş veya yetişmiş; mesleki başarısı, veya özel yeteneği ile
Gönen sınırlarını aşarak, en az yurt çapında başarı, şöhret edinerek iz
bırakmış hemşerilerimizin’ kısa yaşamlarını, çalışmalarını
aktararak tarihe not düşülmesini hedefledik. Bu isimleri belirlerken; saydığımız
ilkelerden hareket ederek adil olmaya gayret ettik.”
şeklindeki kabul
ve düşüncelerini belirteyim. Bu kapsamda ilk olarak Gönen’li Milletvekilleri
ile yazısı yayımlanmaktadır. Gönen’li tanınmışlar yazı dizisi içinde
belediye başkanları Abdurrahman Kural tarafından, sanayici ve iş adamaları ise
tarafımca hazırlanacaktır.
Mustafa Özcan (6 Haziran 2015)
16 Mayıs 2015 Cumartesi
30. Gönen Kültür Platformu Toplantısı (Abdullah Yılmaz, 16 Mayıs 2015)
Bir Platform Toplantısı Daha Geçti
Gönen kültür yaşamına katkı
sağlamayı hedefleyen Gönen Kültür Platformu 14 Mayıs Perşembe akşamı
toplantısını gerçekleştirdi.
Mustafa
Özcan üç yıllık bir süreçte "Gönen Kültür Yıllığı" hazırlamanın gerekliliğini
açıkladı. Yıllıkta ilçe çapında belediyenin, sivil toplum örgütlerinin,
kültürel ve sanatsal etkinlikleri toplanacak, basılı hale getirilecek. Bu yayından sonra Gönen’in değerlerinin
inceleneceği Gönen Ansiklopedisi oluşturulacak. Bu konuda Sedat Günay’ın
araştırmaları ve Hikmet Küçükköse’nin tecrübeleri önemli rol oynuyor.
Platformun
çalışmaları Gönen ve çevre köylerden ibaret olmayacak. Bandırma’dan Karacabey’e
kadar Güney Marmara bölümünde çalışmalar devam edecek. Bundan sonra bu bölümün
insan, kültür, biyosfer, tarih açılarından uluslar arası bilinirlik ve
farkındalık yaratılacak.
Milattan
Önce ikinci bin yıla kadar giden tarihiyle, ona yakın kurulan medeniyetiyle
Anadolu’nun bu bölgesinin araştırılması bir eksikliği giderecektir.
Abdullah Yılmaz (16 Mayıs 2015)
12 Mayıs 2015 Salı
Gönen’de Arkeoloji, Tarih ve Müzecilik (Mustafa Özcan, 13 Mayıs 2015)
Gönen’de
Arkeoloji, Tarih ve Müzecilik
Yerleşim tarihi
Milattan Önce VI. Yüzyıla kadar uzanan bir geçmişe gidiyor olmasına karşın
Gönen’in sadece açık hava tarzı “Mozaik Müzesi” adıyla sahipsiz “müzemsi” bir yeri
olmasının oldukça garipsenecek bir durum sunduğunu söylemek herhalde yanlış bir
değerlendirme olmasa gerekir.
Bu duruma
kaynaklık eden nedenler araştırıldığında, herkesin kolayca anlayacağı gibi,
hemen ilk neden olarak kent ve yöre halkında bu konulara yönelik olarak bir
merak eksikliğinin var olması, bunun da ilgisizliğe ve umursamazlığa yol açarak
belirtilen duruma gelinmiş olması olduğu anlaşılır.
Ancak, merak
eksikliğinin kökeninde neler yattığı konusunda bir arayış içinde olup kendimize
bu durumda nasıl bir sonuç ile karşılaşırız diye sorarsak, işte o zaman köken
nedene gelmiş oluruz diye düşünüyorum. Unutmamak gerekir ki, bir bölgenin,
yörenin, yerleşimin ve kentin arkeolojisi oraya yönelik doğa ve kültürel
(sosyal, etnik, ekonomik ve politik) tarih bilgisi ile koşut olarak oluşur ve
gelişir.
Bu bakımdan şimdilik,
yazı öncesi doğa tarihini konu dışı tutup yazılı kültür tarihi bağlamındaki
gelişmeler yönü ile Gönen’e bakalım. Yörenin, Gönen’e ilk yerleşimin başladığı 2300
yılın öncesinden itibaren bu yana bölgede egemenlik kurmuş belli başlı 10 kültür
döneminden geçtiği bilinmektedir: Bunlar sırasıyla Misya, Lidya, Pers, Makedon,
Roma, Bizans, Selçuklu, Karesi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleridir.
Bu kapsamda
yöre insanının ilgisinin hangi dönemlere yönelik olduğu arandığında Osmanlı’nın
son dönemi ile Cumhuriyet olduğu hemen anlaşılır. Bunun nedeni ise açıktır.
Bilindiği gibi nüfusun büyük çoğunluğu 19. Yüzyıl ikinci yarısı ile 20.
Yüzyılın birinci yarısında Balkanlar, Kırım ve Kafkaslardan göç ederek gelmişlerin
ortaya koyduğu bir etnik bileşimden oluştuğundan tarih konusundaki ilgi de sadece
bu son yüzelli yıllık dönemi kapsamaktadır.
Ancak bu
durumu bir mazeret olarak görmenin ne denli olumsuzluklar yaratacağını bilmek
gerekir. İlkin unutmamak gerekir ki, bir bölgenin bir dönemdeki sahibi olmak bu
durum oranın tarihsel sahipliliğini sağlamaz. Gerçek sahiplilik tarihsel ve
dönemsel sahipliliğin birlikteliği ile oluşacağından böyle bir durum nedeni ile
ortaya çıkmış olan sorun sadece bölgenin en eskisinden başlayarak tüm tarihine sahip
çıkılarak giderilebilir.
Yani Gönenlilik
konusundaki kollektif belleğimizin tarihe olan ilgisini son dönem Osmanlı ve
Cumhuriyet’ten de öte Misyalılara dek sahip çıkacak kadar genişletmeliyiz.
Ancak görüldüğü gibi, göçmen oluşumuzdan kaynak alarak ortaya çıkmış olan
tarihe yönelik kolektif bellek ve buna bağlı olarak oluşan Gönen’in kültürel
tarihine olan ilgimiz sadece son dönem Osmanlı ve Cumhuriyet ile kısıtlı
kalmaktadır. Yani sözün kısası bizim için Gönen tarihi buraya
yerleşikleştiğimizden itibaren başlamaktadır.
Böylece
diyebiliriz ki, biz aşkın değil içkin bir tarih anlayışını temsilcileriyiz.
Mustafa
Özcan (13 Mayıs 2015)
26 Nisan 2015 Pazar
Soyadlar, Hane Halkları, Köyden Kente Göç ve Bu Bağlamda Gönen’li Özcan Ailesi’ni Durumuna Dair (Mustafa Özcan, 26 Nisan 2015)
Soyadlar,
Hane Halkları, Köyden Kente Göç ve Bu Bağlamda Gönen’li Özcan Ailesi’ni
Durumuna Dair
Soyadlar,
hane halkları, köyden kente göç olgusu ve bu olguların Gönenli Özcan ailesi
örneğinde özgül arka plan nedenleri bağlamında sosyo-demografik açıdan irdelenmesi
Makalede başlık
ve alt başlıkta sözü edildiği gibi, soyadlar
konusunun geneline ve Gönen’de hızı
son yıllarda önemli düzeyde artış göstermiş olan köyden kente göç olgusunun demografik geneli ile özel olarak bu göç
bağlamında Gönen’li Özcan ailesinin tarihsellik
sunan nedenlerinin durumuna kısa da olsa değinilmektedir.
Soyadlar gibi özgün bir temaya giriş yapmak için ilkin konunun geneli ile ilgili istatistiki
verilere dayalı global bir görüş elde edilmelidir. Ancak bu durumda bütünsel bir yaklaşımın sağlanabileceğinden hareketle, önce Türkiye’deki hane halkı, aile ve soyadı olgusunu anlamaya yönelik olarak üç istatistiki göstergeye ve ardından da iç göç olgusuna dair verilere bir göz
atmanın yararlı ve gerekli olduğunu düşünüyorum.
***
Türkiye hane halkı sayısı 20 milyon civarındadır. Aile
sayısı hakkında ise sadece tahmini olarak verilen yaklaşık bir büyüklük
değeri ile ilgili bilgi bulunabilmektedir. Bu da, 20 milyon olan hane halkı ile
oranlanarak bulunan 13 milyon değerine
karşılık gelmektedir ki bu rakam civarında olan daha başkaca yapılmış tahmini
değerler bulunduğundan söz konusu verinin yaklaşık da olsa gerçeği ifade ettiği
söylenebilir.
Öte yandan, üçüncü bilinmesi gereken bir olgu
olarak mevcut soyadların toplam sayılarının
dağılımı hakkındaysa yeterli hiç bir bilgi bulunamamıştır. Bununla birlikte
nüfus kaydı verilerine dayalı olarak
2008’de yapılmış bir değerlendirmeye
göre en çok kullanılan ilk beş soyadının
sayısının çoktan aza olan sırasıysa şöyle verilmektedir: Yılmaz, kaya, demir, şahin ve çelik.
Bunlar ve
devamında en çok bulunan 15 soyadının anlam içeriği incelendiğinde, çoğunun,
hatta neredeyse hepsinin yukarıdakiler gibi güç, kuvvet ve iktidar istencine yönelik bir anlam kümesine
dâhil sözcüklerden oluştuğu görülür.
Ayrıca bu
durum, J. Derrida tarzı yapısökümsel yaklaşımla
irdelendiğinde de, Türk insanının 1930’ların ortasındaki soyadı seçimi sırasında güçlü olma yönünde karşı konulmaz bir arayışın içinde olduğunun
ipuçlarını verir. Gene bunun sadece o döneme ait bir olgu olmaktan öte bugün
için de genel geçer bir durum
olduğunu söylersek yanlış bir görüş ifade etmiş olmayız sanırım.
Buradan da
anlaşılacağı gibi, özgül inceleme konusunun
odağına alacağımız soyadı olan Özcan sözcüğü, görülme sıklığı yönü
ile Ülke’mizde en çok tercih edilen ilk beş arasına girememektedir. Bununla
birlikte, ayrıca yapılan karşılaştırmalı bir irdelemeden ortaya çıkan sonuca
göreyse de, ilk 25’in sonlarına yer
tutabileceği anlaşılmaktadır ki bu da yukarıda çok kullanımda olduğu belirtilen
güç istencine yönelik anlam ulamının anti tezi olan hümanistik-insancıl yaklaşımlı kümeye dâhil olduğunu gösterir. Bu da, bu tür insancıl anlamlı soyadların
seçimine yönelik talebin o zamanlar ne denli düşük olduğunun bir göstergesidir.
Bu durumda, çatışan diyalektik iki çift olarak
belirlediğim bu ikili anlam gruplaşmasından
herkes gibi insancıl, eşit ve adil olmayı istemeye yönelik hümanistik
eğilimli olan birincisine karşılık ötekinden daha güçlü
olabilmeye yönelik güç istenci talebinin
temsilcisi soyadlar olarak ikincisinin
soyadı seçme işinde yüksek bir tercihe mazhar olduğu görülmektedir.
Böylece de, Nietzsche’nin insan için “kozmik” temel kavram olarak belirlediği güç istencinin, insani yaradılışın
genelini belirlemesi ile ilgili olarak ileri sürdüğü görüşünün haklılığı da burada
bir kez daha tescil edilmiş olmaktadır (*).
***
Öte yandan, Türkiye genelinde kırsal-kentsel alanlar arası göç olgusunun boyutlarını gösteren
bulgularla ile ilgili olarak yuvarlak bir bilgi sahipliliği için aşağıda
verilen tablonun irdelenmesinin yeterli olacağı kanısındayım.
Yerleşim
Yerleri Arasında Göç Eden Nüfustaki Oranı (%) (**)
Yerleşim
Yerleri 1975–1980 1980–1985 1985–1990
1995–2000
Kentten-Kente 48,90 56,18 62,18 57,80
Köyden-Kente 17,02 22,53 17,95 17,46
Kentten-Köye 19,33 12,84 12,60 20,06
Köyden-Köye 14,75 8,45 7,27 4,68
Toplam 100,00 100,00 100,00
100,00
Tablodan
anlaşılacağı üzere kentten-kente göç
olgusu halen en büyük paya sahip olaraktan başatlığını sürdürmektedir. Köyden-kente göç olgusu ise1980–1985 arası zirve yapmış olaraktan şimdilerde yerini yavaşça kentten-köye göç
olgusuna bırakmaktadır.
***
Bu yönelimlere
genel bakıştan sonra 13 milyon aileden
biri olarak bireyleri şimdi Türkiye’nin çeşitli kentlerinde yaşıyor olmakla
birlikte bir zamanlar Balıkesir/Gönen
Rüstem Mahalleli olarak bilinen Özcan
Ailesi’nin köyden kasabaya göçü hakkında kısa bir değinmede bulunmak istiyorum.
İsviçre’den alınan, 1935 yılının başında yürürlüğe giren Soyadı Kanunu’na göre Hicri
1316, Miladi 1900 Gönen Hasanbey Köyü doğumlu “Molla” Mustafa (1864-1947) Oğlu Hüseyin tarafından benimsenip alınan Özcan soyadı 2014 sonu itibari ile şimdilerde bir mahalle olan o zamanların Köyü’ndeki tüm “Molla Sülalesi” diye bilinen bireyler için geçerli olmuştur.
Hal böyle
olunca babasoylu olan bu soy kütüğüne göre zaman içinde ayni önada sahip kişiler oluşmuş olduğundan çeşitli
ad/soyad ortaklıkları ortaya çıkmıştır. Buna bir örnek olarak da Özcan sülalesinde “Mustafa” ortak adı olan vefat
etmiş üç kişinin ve 2015 başı
itibari ile de halen yaşamda olan diğer iki kişinin bulunduğu verilebilir.
Ailenin
menşei olan Hasanbey Köyü bazı
bilgilere göre 1884’te Bulgaristan’dan ‘93 Harbi (1877-‘78) tehciriyle
gelen bir Pomak topluluğunca kurulmuştur.
Yukarıda sözü edilen “Molla” Mustafa’nın köyün dört kurucusundan biri olduğu
belirtilmektedir. Molla Mustafa ayni
zamanda da köyün de ilk muhtarıdır (***).
Hasanbey Köyü’nün
geçmişinde Kasaba’ya göçle oluşan
mekânsal ayrışmaya yönelik ilk önemli örnek olarak “Molla” Mustafa (Özcan) Oğlu Hüseyin Özcan’ın ailesi ile birlikte 1946 yılında Köy’den Rüstem Mahallesi’nde Lütfü Kurtulmuş’tan satın aldığı bir eve
taşınması görülebilir. Çünkü geride kalanlar kasabada esnaf veya sanatkâr olma
yerine köyde kırsal tarzın gereği
olan zirai yaşamı devam ettirmeye kararlı
bir tavırla sınıf değiştirmeme konusunda ısrarlı olmuşlardır(****).
Hüseyin Özcan’ın ailesini alarak Gönen’e geliş nedenleri arasında, 1922 doğumlu büyük oğlu Mustafa’nın Eskişehir Hava Üssü’nde asker iken hastalandığından ameliyat
edilirken 1945’te vefatı ile küçük
oğlu İbrahim’in 1946’daki evlenme ve askere gitme sürecinde olması gösterilebilir.
Ayrıca,
Ankara’da 12 Haziran 1945'te, TBMM’nde
Dörtlü
Takrir adıyla bilinen
çok partili döneme geçişteki ilk adım
sayılabilecek siyasi gelişmenin Hüseyin Özcan’ın yereldeki siyasi
konumundan ötürü bu göç kararını az da olsa yönlendirmiş olabileceğini, bundan
dolayı da nedenler arasında sayılabileceğini söyleyebiliriz.
***
Cumhuriyeti’nin, 90 yılı aşkın bir değişim sonrasında kırsal-kentsel demografik ideali bağlamında kent lehine beşte birden
az olan nüfusunu yarı orana eriştirmiş olması, Ülke’mizin refah, kalkınma, ilerleme ve birlik yönünden
bu özel ve kendine özgü Anadolu coğrafyasında ortaya koyduğu bir başarı
öyküsünden söz etmek yerinde olacaktır.
Mustafa Özcan (26 Nisan 2015)
_________________________________________
_________________________________________
(*) Anlamı için
bknz: http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BC%C3%A7_%C4%B0stenci
(**) http://journal.dogus.edu.tr/index.php/duj/article/viewFile/35/53
(***) Hasanbey Köyü hakkında daha geniş bilgi için
bakınız: Akkuş, Tacettin, Gönen ve Köyleri Tarihçesi, Ekin Yayıncılık İstanbul,
2001, s 112-113.
(****) Bitişiğinde
bulunan Rüstem Camii’ne arsası avlu olarak dâhil edilmek üzere yıkılmış olan Kavaklı
Osman Bey Caddesi 25. Sokak’taki 1 Numaralı ev
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)